top of page

HAGB’de Yeni Bir Belirsizlik: “Kötü Muamele” Kabul Edilebilecek Olay ve Eylemlerin Tespiti?



31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2024/98 Esas ve 2025/149 Karar sayılı kararında CMK 231’de düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması müessesini dair “HAGB’nin kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından uygulanmayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığı, bu itibarla Anayasa'nın 17. maddesinin devlete yüklemiş olduğu faillere fiilleriyle orantılı cezalar verilmesi ve mağdurlar açısından uygun giderimin sağlanması şeklindeki usul yükümlülüğüyle bağdaşmadığı”  gerekçesiyle kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından HAGB hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini belirterek iptal kararı verilmiştir.


Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı sonrasında, kamuoyunda 12. yargı paketi olarak ifade edilen 7589 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması müessesesi yeniden düzenlenmiştir.


7589 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile kamu görevlilerinin işlediği bazı suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) tamamen devre dışı bırakılmıştır. Buna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanamayacağına yer verilmiştir. 


Burada yasada sayılan işkence ve eziyet suçlarının yasal çerçevesi belli olduğundan hukuksal olarak bir sorun görünmemektedir. Ancak düzenlemenin en kritik bölümü olan “Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar” ifadesi, beraberinde önemli bir soru getirmektedir.


Hangi suç, hangi koşullarda “kötü muamele” sayılacaktır?


HAGB müessesesi açısında önümüzdeki dönemde uygulamanın en çok tartışılacak konularından birinin bu olacağı değerlendirilmektedir.


Uygulamada bizim de katıldığımız görüş; 

-kasten yaralama, 

-hakaret, 

-tehdit, 

-şantaj, 

-zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması, 

-cinsel istismar, 

-cinsel taciz, 

-kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, 

-konut dokunulmazlığının ihlali gibi suçların, Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlara konu olabileceği yönündedir. (https://www.hukukihaber.net/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-hukumlerinin-uygulanmasina-engel-kotu-muamele-kabul-edilebilecek-suclardan-ne-anlasilmalidir)


Ancak bu suçlar bakımından asıl sorun şudur ki; burada sayılan suçlar her zaman kötü muamele olarak değerlendirilmeyebilir. Tam da bu noktada 12 Ağustos 2026 tarihinde yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 28 Ocak 2026 tarihli Yavuz Demir kararı önem arz etmektedir.


AYM Yavuz Demir kararında,(Yavuz Demir [1. B.], B. No: 2022/17277, 28/1/2026)  kamu görevlilerinin kullandığı başvuruya konu olayda kullandığı belirtilen sözlerin hakaret ya da kaba veya nezaket dışı olmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele yasağının ihlali anlamına gelmeyebileceğini “asgari ağırlık eşiğin” aşılması gerektiğini belirtmiştir.


Mahkeme somut olayda;

-Başvurucuya fiziksel müdahale bulunulmadığı,

-Olayın kısa süreli bir tartışma bağlamında gerçekleşmesi,

-Olayda sistematik bir aşağılama tespit edilmemesi,

-Başvurucunun diğer mahpuslardan farklı olarak hedef alındığının ortaya konulamaması,

-Başvurucunun maruz kaldığını ileri sürdüğü muamelenin  ciddi korku, çaresizlik, aşağılanmışlık veya yoğun ruhsal acı yaratacak ağırlığa ulaşmaması gibi kriterleri dikkate alarak kötü muamele yasağının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. (https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/BireyselBasvuru?id=a2JiOmU0YWFkY2Y2LTkwNTAtNGJmMS1hM2JlLWNiY2VhOThlODZkYQ&type=BireyselBasvuru)


Anayasa Mahkemesi’nin buradaki kararı ilk niteliğinde olmayıp benzer mahiyette Cezmi Demir ve Diğerleri başvurusunda (B.N. 2013/293, K.T. 17/07/2014) vermiş olduğu kararda da kötü muamelede “asgari ağırlık eşiğin” aşılıp aşılmadığı konusunda -asgari eşiğin göreceli olduğu ve her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirileceği belirtilerek- bazı kriterlerin aranacağına yer verilmiştir.


Buna göre;

-Muamelenin süresi, (Failin eyleminin ne kadar sürdüğü)

-Eylemin mağdura fiziksel ve ruhsal etkileri,

-Mağdurun cinsiyeti, 

-Mağdurun yaşı,

-Mağdurun sağlık durumu,

-Muamelenin amacı ve kişinin kastı,

-Kötü muamelenin, heyecanın ve duyguların yükseldiği bağlamda meydana gelip gelmediğinin tespiti,

-Olayda mağdurun kendi davranışından veya tutumundan kaynaklanan bir nedenin bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise bu neden ile failin eylemi arasında ölçülülük olup olmadığı, ölçü aşılmış ise derecesi,

- Mağdurda oluşan zararın niteliği ve ağırlığı gibi faktörlerin kötü muamelede “asgari ağırlık eşiğin” aşılıp aşılmadığı konusunda dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. 


Söz konusu kararlar ve 7589 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme birlikte değerlendirildiğinde;

-İşkence ya da eziyet suçu işlenmesi halinde HAGB kararı verilemeyecektir.

- Kamu görevlisinin işlediği her suç HAGB kapsamı dışında değildir.

-Kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlemiş olduğu “Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar” bakımından da HAGB kararı verilemeyecektir.

-”Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar”  bakımından Anayasa Mahkemesi’nin kararları gereğince somut her olayda mahkemelerce ayrıca değerlendirmeye tabi tutularak, asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilecektir. Mahkemece “asgari ağırlık eşiğin” aşıldığı ve eylemin “kötü muamele” oluşturduğunun tespit edilmesi halinde kamu görevlisinin işlediği suç bakımından HAGB kararı verilemeyecektir. 


Netice itibariyle de getirilen düzenleme ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik uzak bir şekilde mahkemelere geniş bir takdir yetkisi verildiği ve belirsizliklere yaratarak kişiler açısından başkaca sorunlara neden olacağı değerlendirilmektedir. 


Yorumlar


bottom of page