İçeriğe geç

11. Yargı Paketi İnfaz Düzenlemesi: 7571 Sayılı Kanun Ne Getirdi? – 2026

11. Yargı Paketi İnfaz Düzenlemesi
11. Yargı Paketi İnfaz Düzenlemesi


11. Yargı Paketi infaz düzenlemesi, 7571 sayılı Kanunun 27. maddesiyle 5275 sayılı Kanunun geçici 10. maddesinde yapılan değişikliktir. Değişikliğin özü tek cümlede şudur: Erken tahliye hakkının ölçütü artık cezaevinde bulunulan tarih değil, suçun işlendiği tarihtir. 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle hükümlü olanlar, kapsam dışı suçlar hariç olmak üzere, en az üç ay açık cezaevinde kalmak şartıyla denetimli serbestlikten üç yıl erken yararlanabilir. Bu yazıda düzenlemeyi, geçmişteki eşitsizliği ve halen süren sorunlu yönlerini bir ceza avukatı gözüyle inceliyoruz.

Yazı İçeriği

Düzenlemenin Kısa Tarihçesi

27/11/2025 tarihinde iktidar partisi milletvekilleri tarafından 38 maddeden oluşan kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Teklif Meclis sürecinde genişleyerek yasalaşmış ve 7571 sayılı Kanun olarak 25 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yazı, paketin tamamı içinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun geçici 10. maddesinde yapılan değişikliğe odaklanmaktadır.

Konuyu anlamak için üç düzenlemenin sırasını bilmek gerekir:

  • 105/A maddesi (asıl kural): Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitim evinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebilir.
  • 7242 sayılı Kanun (geçici 6. madde): 15 Nisan 2020 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından (istisna suçlar hariç) 105/A maddesindeki “bir yıl” süresinin “üç yıl” olarak uygulanacağını düzenlemiştir.
  • 7456 sayılı Kanun (geçici 10. madde): 15 Temmuz 2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmış ve üç yıl erken açık cezaevine ayrılma ile üç yıl erken denetimli serbestlik imkanını getirmiştir. Ancak yararlanma şartını suç tarihine değil, 31/7/2023 tarihinde kapalı cezaevinde bulunmaya bağlamıştır.

Bütün tartışma, üçüncü düzenlemedeki bu tercihten doğmuştur. Kanunun güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

Eski Düzenlemedeki Eşitsizlik: 31/7/2023 Tarihinde Cezaevinde Olma Şartı

Bilindiği üzere, infaz hukukumuzda bugüne kadar yapılan düzenlemelerin tamamına yakını suç tarihine göre belirlenen bir eşik tarihe dayanmıştır. Ancak getirilen geçici 10. madde ile bu uygulamanın aksine, yasadan yararlanabilmek için “31/07/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunma” şartı getirilmiştir. Bu nedenle, davaları halen devam eden veya infaz işlemleri henüz başlamamış olan pek çok kişi yasadan yararlanamamış ve ciddi bir mağduriyet ortaya çıkmıştır.

Sorunu somutlaştıralım. Aynı gün, aynı suçu işleyen iki kişi düşünün. Birincisinin yargılaması hızlı sonuçlanmış, 2022’de cezaevine girmiştir. İkincisinin dosyası Yargıtay aşamasında beklemiş, hüküm 2023 Ağustos’ta kesinleşmiştir. Birinci kişi üç yıl erken tahliye hakkından yararlanır; ikinci kişi yararlanamaz. Fiil aynıdır, ceza aynıdır, fakat sonuç tamamen farklıdır. Aradaki tek fark, yargılama makamlarının çalışma hızıdır; yani hükümlünün hiçbir etkisinin olmadığı bir durum.

Anayasa Mahkemesine Yapılan İtiraz Başvurusu ve Sonucu

Somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruda, başvuran mahkemenin gerekçesinin de uygulamada yaşanan mağduriyeti açıkça ortaya koyduğu değerlendirilmektedir. Başvuru kararının ilgili bölümü aşağıdadır.

İtiraz yoluna başvuran mahkemenin gerekçesi (AYM, E.2023/148, K.2024/70, 7/3/2024)

“Halen Sinop E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunan …’nın hakkında düzenlenen 11/08/2023 tarihli müddetname uyarınca 5275 sayılı yasanın geçici 10. maddesinin 6. fıkrası gereği açık ceza evine ayrılmasına yönelik talebinin Sinop E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından 23/08/2023 tarih, 2023/2393 sayılı karar ile reddedilmesi üzerine bu karara karşı hükümlü tarafından süresi içerisinde Hakimliğimize yapılan itiraz üzerine dosyanın kapsamlı olarak yapılan incelemesinde dosyamızda uygulanması gereken 5275 sayılı kanunun geçici 10. maddesinin 6. fıkrasında yazan ‘ 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden’ ibaresinin Anayasanın 2. maddesinde yazılı ‘hukuk devleti ilkesi’ ile 10. maddesindeki ‘eşitlik’ ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Şöyle ki; 5275 sayılı kanunun geçici 10. maddesinin 6. fıkrası gereği açık ceza evi hakkından faydalananların tespiti için suç tarihi yerine hükümlü olunan tarihi esas alan bu ibare Anayasanın ‘eşitlik’ ve ‘hukuk devleti ilkesine’ açıkça aykırıdır. Aynı tarihte suç işleyen iki kişiden biri hakkındaki yargılamanın soruşturmayı yapan organlar tarafından kısa sürede sonuçlandırılarak kesin hükümle bitirilmesi ve sanığın hükümlü statüsüne geçmesi halinde faydalanacağı infaz hükümlerinin farklı, ikinci kişinin kaçması ya da başka nedenlerle yargılamanın geç sonuçlanması halinde infaz hükümlerinin farklı uygulanması adil olmayan farklı sonuçlar oluşturabilecektir.

Nitekim önümüzde bulunan dosyanın hükümlüsünün 06/10/2018 tarihinde işlediği suçlardan dolayı 31/07/2023 tarihinden önce ceza evine girdiği için açık ceza evi hakkından daha lehe uygulamalardan faydalandığı, ancak hükümlünün son müddetnamesinde yazılı 23/09/2018 tarihinde işlediği suçun 18/07/2023 tarihinde kesinleşmesi ve buna müteakip hükümlünün 10/08/2023 tarihinde ceza evine girmesi nedeniyle açık ceza evi hakkından yeni yasadaki lehe uygulamalardan faydalanamamasının hukuk devleti ve eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığı açıktır. Aynı tarihlerde suç işleyen gerek bu hükümlünün gerekse benzer durumda olan başka hükümlülerin suç tarihlerinin değil hükümlü oldukları tarihlerin baz alınarak farklı infaz uygulamalarına maruz kalması infazda adalet anlayışı ile bağdaşmamaktadır.

Açıklanan nedenlerden dolayı 5275 sayılı kanunun geçici 10. maddesinin 6. fıkrasında yazılı ’31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden’ ibaresinin Anayasanın 2. maddesinde yazılı ‘hukuk devleti ilkesi’ ve 10. maddesinde yazılı ‘eşitlik’ ilkesine aykırı olduğundan bu maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluna başvurulmasına karar vermek gerekmiştir.”

Ancak Anayasa Mahkemesi, yaşanan mağduriyeti ve yasaya karşı ileri sürülen eleştirileri görmezden gelerek, başvurunun “Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE” karar vermiştir (AYM, E.2023/148, K.2024/70, 7/3/2024). Kararlara AYM Norm Denetimi Kararları Bilgi Bankası üzerinden ulaşılabilir.

Gelinen aşamada, yasanın yürürlüğe girmesinin üzerinden yaklaşık iki buçuk yıl geçtikten sonra, yaşanan mağduriyetin ve adaletsizliğin giderilmesi amacıyla hükümet tarafından 11. Yargı Paketi ile düzenleme getirildiği görülmektedir. Getirilen bu düzenlemenin, ortaya çıkan mağduriyetin ve adaletsizliğin giderilmesi bakımından olumlu bir adım olduğu değerlendirilmektedir.

7571 Sayılı Kanunun Getirdiği Değişiklik

7571 sayılı Kanunun 27. maddesiyle, 5275 sayılı Kanunun geçici 10. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “tarihi itibarıyla” ibaresi “tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle” şeklinde; “tarihinde geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler,” ibaresi ise “tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler,” şeklinde değiştirilmiş; maddenin yedinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca fıkraya, kapsam dışı suçları genişleten ibareler eklenmiştir.

Değişikliğin hukuki sonucu şudur: Ölçüt, hükümlünün belirli bir tarihte nerede bulunduğu olmaktan çıkmış, suçun ne zaman işlendiği haline gelmiştir. Böylece 31 Temmuz 2023 tarihinde henüz yargılaması süren, dosyası istinaf veya temyizde bekleyen ya da hükmü kesinleşmemiş kişiler de düzenlemeden yararlanabilir hale gelmiştir.

Kimler Yararlanabilir? Şartlar

Düzenlemeden yararlanmak için aranan şartlar aşağıdaki gibidir:

  • Suç tarihi: Suçun 31 Temmuz 2023 tarihinde veya öncesinde işlenmiş olması gerekir.
  • Suç türü: Kapsam dışı bırakılan suçlardan hükümlü olmamak gerekir.
  • Kapalı kurumda geçirilecek asgari süre: Toplam hapis cezası on yıldan az ise bir ay, on yıl ve daha fazla ise üç ay kapalı ceza infaz kurumunda geçirilmiş olması aranır.
  • Açık kuruma ayrılma: Bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla, açık kuruma ayrılmasına üç yıl veya daha az süre kalanlar açık ceza infaz kurumuna ayrılabilir.
  • Açık kurumda kalma şartı: Denetimli serbestlikten üç yıl erken yararlanabilmek için en az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalmış olmak gerekir.
  • Talep: Hükümlünün talebi bulunmalıdır; uygulama resen yapılmaz.
  • İyi hal: İdare ve gözlem kurulunca iyi halli olduğuna karar verilmiş olması gerekir.

7242 Sayılı Kanun ile Karşılaştırma

7242 sayılı Kanunla eklenen geçici 6. maddeden yararlanma koşulları ile 11. Yargı Paketi ile getirilen geçici 10. maddeden yararlanma koşulları çeşitli farklılıklar içermektedir. İki düzenleme aşağıdaki tabloda karşılaştırılmıştır.

7242 Sayılı Kanun ile 7571 Sayılı Kanun İnfaz Düzenlemelerinin Karşılaştırması
Ölçüt 7242 Sayılı Kanun (Geçici 6. Madde) 7571 Sayılı Kanun (Geçici 10. Madde)
Eşik tarih Suç tarihi 30/3/2020 ve öncesi Suç tarihi 31/7/2023 ve öncesi
Cezaevinde kalma şartı Belirli bir süre cezaevinde kalma şartı aranmaz Açık cezaevinde en az üç ay kalma şartı aranır
Denetimli serbestlik süresi Üç yıla kadar 1+3 formülüyle dört yıla kadar
Örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlar Yararlanabilir Kapsam dışı
Kasten yaralama, uyuşturucu ticareti, özel hayata karşı suçlar Kapsam dışı Yararlanabilir
Genel kapsam İstisna suç listesi daha geniş İstisna suç listesi daha dar, kapsam daha geniş

7242 sayılı Kanunla eklenen geçici 6. madde uyarınca, suç tarihi 30/03/2020 öncesi olan kişiler yasadan yararlanabilmekte, ayrıca hükümlünün belirli bir süre cezaevinde kalmasına gerek olmaksızın üç yıla kadar denetimli serbestlikten yararlanabileceği düzenlenmiştir. Yeni düzenlemede ise hükümlünün açık cezaevinde olması ve en az üç ay kalması koşuluyla dört yıla kadar denetimli serbestlikten yararlanabileceği öngörülmüştür.

Kapsam Dışı Bırakılan Suçlar

Kanun teklifinin ilk halinde kapsam dışı bırakılan suçlar şunlardı: Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları.

TBMM Adalet Komisyonu aşamasında eklenen istisnalarla kapsam dışı suç listesi genişlemiş ve aşağıdaki suçlar da eklenmiştir:

  • Kasten öldürme suçunun nitelikli halleri (TCK 82/1-d, e, f): Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı; çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı; kadına karşı işlenmesi halleri
  • Deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçları
  • Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (TCK 102, 103 ve 104/2-3)

Buna karşılık, 7242 sayılı Kanunda istisna sayılan bazı suçlar yeni düzenlemeye dahil edilmiştir. Kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarının tamamı, işkence suçu, eziyet suçu, TCK 104/1 kapsamındaki cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunma hali, TCK 105 cinsel taciz suçu, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (TCK 132 ila 138) ve uyuşturucu imal ve ticareti suçu (TCK 188) bakımından hükümlü olan kişiler yeni düzenlemeden yararlanabilecektir.

Avukat Kaleminden Değerlendirme ve Eleştiriler

11. Yargı Paketi kapsamında geçici 10. maddede yapılan düzenleme, 7456 sayılı Kanunda yer alan “31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunma” şartını kaldırması bakımından, yaşanan mağduriyeti ve adaletsizliği gidermesi açısından olumlu olarak değerlendirilmektedir. Ancak düzenleme, yeni sorunlar da doğurmaktadır.

Üç ay açık cezaevi şartındaki ölçülülük sorunu

Getirilen düzenlemede, 105/A maddesi uyarınca üç yıla kadar ek denetimli serbestlik hakkı tanıyan sürelerin tamamında aranan en az üç ay açık cezaevinde kalma şartının orantılı, hakkaniyetli ve ölçülü olmayacağı değerlendirilmektedir.

Sorunu somutlaştıralım: Denetimli serbestlik süresi altı ay uzayan bir hükümlü de üç ay açık cezaevinde kalacaktır, süresi üç yıl uzayan bir hükümlü de üç ay açık cezaevinde kalacaktır. Yani kazanılan avantaj altı kat farklı olmasına rağmen, karşılığında kurumda geçirilecek süre tamamen aynıdır. Aynı açık cezaevi süresinin, farklı ağırlıktaki cezalara eşit biçimde uygulanması orantılılık ve ölçülülük ilkelerine aykırılık oluşturduğu gibi adaletsiz bir sonuca da neden olmaktadır. Bu nedenle, yasadan yararlanmak için aranan “en az üç ay açık cezaevinde kalma” şartının kaldırılması veya denetimli serbestlik süresine göre cezaevinde kalınacak sürenin kademeli olarak artırılmasının daha hakkaniyetli bir çözüm olabileceği değerlendirilmektedir.

Örgüt faaliyeti kapsamındaki suçların gerekçesiz dışlanması

Sunulan tasarı 7242 sayılı Kanunla karşılaştırıldığında, istisna tutulan suçların daha az olması nedeniyle kapsamının daha geniş olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, 7242 sayılı Kanundan yararlanan “örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar”ın yeni düzenlemeden istisna tutulmasına dair tasarıda hiçbir gerekçeye yer verilmediği görülmüştür. Bu yönüyle, söz konusu suçların istisna tutulmasının somut, meşru ve haklı bir nedene dayanmadığı; bu durumun da Anayasanın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ile 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilmektedir.

Aynı şekilde, kanun taslağının gerekçesinde; istisna tutulan Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar bakımından da bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmektedir.

İnfazın amacı bakımından değerlendirme

Bilindiği üzere, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamaktır. Bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek ve üretken, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk sahibi bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır (5275 sayılı Kanun madde 3).

Bu kapsamda denetimli serbestlik, iyi halli hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla getirilmiştir. Bu bakımdan hükümlülerin denetimli serbestlikten yararlanması için “yeniden suç işleyip işlemeyeceği” ve “iyi halli olup olmadığı” kriterleri aranmaktadır. Bu şartların mevcut olmaması halinde hükümlünün denetimli serbestlikten yararlandırılması zaten söz konusu olamayacağından, yasama organının haklı ve somut hiçbir gerekçe ileri sürmeksizin hükümlüler arasında suç türüne göre ayrım yapmasının Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ile 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilmektedir.

Başka bir ifadeyle: Sistem zaten bireysel bir süzgeç içermektedir. İyi hal değerlendirmesi, tam olarak “bu kişi toplum içinde infaza uygun mu” sorusunu cevaplamak için vardır. Buna rağmen suç tipine göre topluca dışlama yapmak, bireysel değerlendirmeyi devre dışı bırakan ve kategorik olarak işleyen bir ayrım yaratmaktadır. Bir ayrımın anayasaya uygun sayılabilmesi için ise, ayrımın dayandığı ölçütün meşru ve gerekçelendirilmiş olması zorunludur.

Hükümlü ve Yakınları Ne Yapmalı?

Düzenlemeden yararlanmak isteyen hükümlüler ve yakınları bakımından izlenecek adımlar şunlardır:

  • Müddetnamenin incelenmesi: Öncelikle güncel müddetname temin edilmeli, suç tarihi, ceza miktarı ve koşullu salıverilme tarihi kontrol edilmelidir. Hesaplama hataları bu aşamada yakalanır.
  • Suç tarihinin doğrulanması: Düzenlemenin uygulanmasında belirleyici olan artık suç tarihidir. Birden fazla hükmün bulunduğu dosyalarda her bir suç için ayrı değerlendirme gerekir.
  • Talep dilekçesi: Uygulama resen yapılmadığından, ceza infaz kurumuna gerekçeli talep dilekçesi sunulmalıdır.
  • Ret kararına itiraz: İdare ve gözlem kurulunun ret kararına karşı, süresi içinde infaz hakimliğine itiraz edilmelidir. Süre kaçırıldığında hak kaybı doğar.
  • Müddetnameye itiraz: İnfaz hesabında hata bulunduğu düşünülüyorsa müddetnameye karşı da itiraz yolu açıktır.

Sık Sorulan Sorular

Bu düzenleme af mıdır?

Hayır. Ceza ortadan kalkmaz, yalnızca infaz biçimi değişir. Hükümlü cezasının bir bölümünü denetim altında toplum içinde infaz eder ve yükümlülüklere aykırı davranırsa kapalı kuruma geri gönderilebilir.

31 Temmuz 2023’ten sonra işlenen suçlar kapsama girer mi?

Girmez. Eşik tarih 31 Temmuz 2023’tür ve bu tarihten sonra işlenen suçlar düzenlemenin dışındadır.

Yargılamam sürüyor, yine de yararlanabilir miyim?

Düzenlemeden yararlanmak hükümlü statüsünü gerektirir. Ancak yeni ölçüt suç tarihi olduğundan, hükmün 31 Temmuz 2023’ten sonra kesinleşmiş olması artık engel değildir. Önemli olan suçun bu tarihte veya öncesinde işlenmiş olmasıdır.

Birden fazla suçtan hükümlüyüm, hangisi esas alınır?

Kapsam dışı bir suçtan da hükümlü olunması halinde infaz hesabı karmaşıklaşır. Bu tür dosyalarda müddetnamenin bir avukat tarafından ayrıntılı incelenmesi gerekir.

Açık cezaevinde üç ay kalma şartı esnetilebilir mi?

Kanun metni bakımından bu süre asgari şart olarak düzenlenmiştir. Açık kuruma ayrılma şartları oluştuğu halde iradesi dışındaki nedenlerle ayrılamayan iyi halli hükümlüler yönünden ise farklı değerlendirmeler gündeme gelebilmektedir.

Avukata Sor

İnfaz hesabı, müddetname ve denetimli serbestlik başvuruları dosyaya özgü değerlendirme gerektirir. Yakınınızın veya kendinizin bu düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağını birlikte inceleyelim.

Uyarı: Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenmektedir.

Ankara Avukat

11. Yargı Paketi infaz düzenlemesi ve denetimli serbestlik konusunda hukuki danışmanlık veren Ankara Barosu avukatı Fatih Gökçe

Av. Fatih Gökçe Kimdir?

Mesleğini Ankara Barosu’na bağlı olarak sürdüren Avukat Fatih Gökçe, Ankara Barosu bünyesindeki Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Komisyonu ve İnsan Hakları Merkezi gibi çeşitli kurul, merkez ve komisyonlarda aktif görevler üstlenmektedir. Bu görevlerin yanı sıra, demokratik kitle örgütleri nezdinde insan hakları, adalet ve özgürlük temelli çalışmalar yürütmekte; ayrıca çalışma alanlarına ilişkin akademik nitelikte araştırma ve yayın faaliyetleri de gerçekleştirmektedir.

Meslek yaşamı boyunca, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde hukuki uyuşmazlıkları bulunan kişilere hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmuştur. Her bir müvekkilinin hakkını, onurunu ve hukuki menfaatini adil yargılanma ve savunma hakkı ilkesi çerçevesinde korumayı temel mesleki değeri olarak benimsemektedir.

Savunma mesleğini yalnızca bir iş olarak değil, adaletin tesisine katkı sunan bir toplumsal sorumluluk olarak görmekte; müvekkillerinin haklarını kararlılıkla ve adalete erişim hakkı ilkesi doğrultusunda savunmaktadır. Detaylı bilgi için hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 Av. Fatih Gökçe — Tüm hakları saklıdır.
Hemen AraWhatsApp ile yazın