İçeriğe geç

GBT/KİHBİ Kayıtlarının Saklanması ve Özel Hayata Saygı Hakkı – 2026

GBT/KİHBİ Kayıtlarının Saklanması ve Özel Hayata Saygı Hakkı
GBT/KİHBİ Kayıtlarının Saklanması ve Özel Hayata Saygı Hakkı


GBT/KİHBİ kayıtlarının saklanması, adli sicili temizlenen kişiler bakımından yıllardır süren bir mağduriyetin kaynağıdır. Adli sicil kaydınız silinmiş, memnu haklarınız iade edilmiş olsa bile, mahkumiyet bilginiz kolluğun Genel Bilgi Toplama veri tabanında durmaya devam edebilir. AİHM, 23 Haziran 2026 tarihli Acar/Türkiye kararında bu uygulamayı Sözleşmenin 8. maddesine aykırı bulmuştur. Gerekçe nettir: Kişisel veri, yayımlanmamış bir idari yönergeye dayanılarak süresiz tutulamaz; kanuni dayanak şarttır.

Yazı İçeriği

GBT ve KİHBİ Kaydı Nedir?

GBT, Genel Bilgi Toplama sisteminin kısaltmasıdır. Kolluk birimlerinin kimlik sorgulamalarında kullandığı, kişiler hakkındaki arama, yakalama ve belirli suç tiplerinden mahkumiyet bilgilerini içeren veri tabanıdır. Sistem, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Kaçakçılık İstihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi (KİHBİ) Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Uygulamada GBT ve KİHBİ kayıtları çoğu zaman birlikte anılır.

Sistemin işleyişindeki temel sorun, dayanağının bir kanun değil, idari bir yönerge olmasıdır. Hangi suçların kaydedileceği, kaydın ne kadar süreyle tutulacağı ve hangi hallerde silineceği KİHBİ Yönergesi ile belirlenmektedir. Bu yönerge ise hizmete özel niteliktedir; yani kamuya açık olarak yayımlanmamıştır.

Sonuç şudur: Bir vatandaş, kendisi hakkında hangi bilginin hangi süreyle tutulduğunu, hangi şartlarda silineceğini öğrenebileceği yayımlanmış bir metne sahip değildir. Hukuk devletinde bir kişinin kendi hakkındaki kuralları bilememesi, başlı başına bir sorundur.

Adli Sicil, Arşiv Kaydı ve GBT Arasındaki Fark

Uygulamada en çok karıştırılan nokta budur. Üç ayrı kayıt sistemi vardır ve birinin silinmesi diğerini etkilemez:

  • Adli sicil kaydı: Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca tutulur. Cezanın infazı tamamlandığında kayıt arşive alınır.
  • Adli sicil arşiv kaydı: Adli sicilden çıkarılan bilgilerin aktarıldığı bölümdür. Kanunda öngörülen sürelerin dolması veya memnu hakların iadesi kararıyla tamamen silinebilir.
  • GBT/KİHBİ kaydı: İçişleri Bakanlığı bünyesinde, yönerge esas alınarak tutulur. Adli sicil ve arşiv kaydı tamamen silinmiş olsa dahi bu kayıt varlığını sürdürebilmektedir.

Pratikteki tablo şudur: Kişi mahkemeden memnu hakların iadesi kararı alır, adli sicil belgesini temiz olarak temin eder, ancak bir trafik kontrolünde durdurulduğunda kolluk ekranında geçmiş kaydı görünmeye devam eder. Hukuken temizlenmiş bir geçmişin, fiilen temizlenmemiş olmasıdır bu. İşte Acar/Türkiye kararının konusu tam olarak bu çelişkidir.

AİHM Acar/Türkiye Kararı ve Olayın Özeti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Acar/Türkiye, Başvuru No: 20039/22, Karar Tarihi: 23/6/2026

Başvurucu, 2000 yılında ruhsatsız silah bulundurma suçundan para cezasına mahkum edilmiştir. Daha sonra 2015 yılında adli sicil kaydının silinmesine ve memnu haklarının iadesine karar verilmiştir. Buna rağmen mahkumiyet bilgileri İçişleri Bakanlığı bünyesindeki GBT/KİHBİ sisteminde tutulmaya devam etmiştir. Başvurucu, rutin polis kontrollerinde bu kayıtların ortaya çıkması nedeniyle suçlu muamelesi gördüğünü ileri sürmüş ve kaydının silinmesini talep etmiştir. İdare Mahkemesi ve sonrasında Anayasa Mahkemesi başvurucunun taleplerini reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu AİHM’e başvurmuştur.

Mahkeme, başvurucunun mahkumiyet kaydının adli sicilden silinmesine rağmen GBT/KİHBİ sisteminde tutulmaya devam edilmesini hukuka aykırı bularak Türkiye’nin Sözleşmenin 8. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir.

AİHM’in Değerlendirmesi: Dört Temel Tespit

1. Kişisel verilerin saklanması tek başına müdahaledir

Mahkeme öncelikle önemli bir ilkeyi tekrar etmiştir. Buna göre kişisel verilerin yalnızca saklanması bile özel hayata müdahale oluşturabilecek olup, verilerin ayrıca kullanılmış olması şart değildir. Bu yaklaşım, AİHM’in daha önceki S. ve Marper/Birleşik Krallık (30562/04 ve 30566/04, paragraf 67, 2008) ve Catt/Birleşik Krallık (43514/15, paragraf 76, 24 Ocak 2019) kararlarında da yer bulmuştur. Böylece devletin elindeki veri tabanlarında kişisel verilerin tutulması, başlı başına insan hakları denetimine tabi hale gelmektedir.

2. Mahkumiyet verileri hassas kişisel veri niteliğindedir

Kararda, suç ve mahkumiyet bilgilerinin sıradan kişisel veri olarak değerlendirilemeyeceği vurgulanmıştır. Ceza mahkumiyetlerine ilişkin bilgiler kişinin sosyal yaşamını, çalışma hayatını ve toplumdaki itibarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle devletlerin bu tür verileri işlerken daha sıkı güvenceler sağlaması gerekmektedir.

3. Kanunilik ilkesi ve hukuki dayanak sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20. maddesine göre kişisel verilerin işlenmesine ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenmelidir. Buna rağmen başvurucunun verileri, bir kanuni dayanak gösterilerek değil, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılmış KİHBİ Yönergesine dayanılarak tutulmuştur. Mahkeme buna göre şu sonuçlara ulaşmıştır:

  • KİHBİ Yönergesi bir kanun değildir.
  • Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun Ek 7. maddesi, kişisel verilerin ne şekilde tutulacağını, ne kadar süre saklanacağını veya ne zaman silineceğini düzenlememektedir.
  • Bu nedenle veri işlemenin yeterli yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Mahkeme böylece kişisel verilerin işlenmesinde yalnızca genel yetki veren düzenlemelerin yeterli olmayacağını, ayrıntılı ve öngörülebilir kuralların bulunması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Anayasanın 20. maddesine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.

4. Gizli düzenlemelerle veri işlenemez

Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, KİHBİ Yönergesinin kamuya açık olmamasına yapılan vurgudur. Anayasa Mahkemesinin kararında da belirttiği üzere, söz konusu yönerge sadece resmi kullanım için nitelikte olup, yani hizmete özel olarak, yayımlanmamıştır.

AİHM’e göre vatandaşların erişemediği, içeriğini bilmediği ve denetleyemediği bir düzenleme, kişisel veri işleme bakımından hukuki temel oluşturamaz. Bir kişinin hangi verilerinin toplandığını, ne kadar süre saklanacağını ve hangi şartlarda silineceğini önceden öngörebilmesi gerekir. Yayımlanmamış bir idari talimat bu işlevi yerine getiremez.

2018’den 2026’ya: AYM ve AİHM Yaklaşımının Karşılaştırılması

Konunun Türk yargısındaki seyrini anlamak için, Anayasa Mahkemesinin Genel Kurul olarak verdiği E.Ç.A. kararına bakmak gerekir. Bu karar, Acar/Türkiye ile arasındaki mesafe bakımından öğreticidir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, E.Ç.A. Başvurusu, B. No: 2014/5671, Karar Tarihi: 7/6/2018

Başvuru, hırsızlık suçlarına ilişkin bilgilerin adli sicil arşiv kaydında tutulması ve Genel Bilgi Toplama Sistemine kaydedilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun 1989 yılında işlediği fiillerden dolayı verilen cezalar ertelenmiş, 1996 yılında adli sicil kayıtlarından silinmesine karar verilmiştir. Buna rağmen GBT sistemindeki kaydın silinmesi talebi, KİHBİ Başkanlığınca çıkarılan Yönerge gerekçe gösterilerek reddedilmiş; idari yargı ve Danıştay bu işlemi hukuka uygun bulmuştur.

Anayasa Mahkemesi, Anayasanın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine, yedi üyenin karşıoyu ve oyçokluğuyla karar vermiştir.

Aradaki fark çarpıcıdır. 2018 yılında Anayasa Mahkemesi, yönergeye dayalı bu uygulamayı oyçokluğuyla Anayasaya aykırı bulmamıştır. 2026 yılında ise AİHM, esasen aynı hukuki yapıyı inceleyerek ihlal kararı vermiştir. Dikkat edilmesi gereken nokta, E.Ç.A. kararındaki yedi üyenin karşıoyunun, sekiz yıl sonra AİHM tarafından benimsenen görüşle örtüşmesidir.

Kararın Avukat Kaleminden Değerlendirilmesi

Acar/Türkiye kararı, yalnızca başvurucuyu ilgilendiren bireysel bir karar niteliğinde olmayıp, kararın içeriğinde yer verilen durumlar ve ihlale neden olan olgular değerlendirildiğinde, GBT/KİHBİ kayıtlarının hukuki niteliği bakımından önemli sorunlara işaret etmektedir.

Kararın hukuki omurgasını oluşturan mantık şudur: Bir temel hakka müdahale edilebilmesi için üç aşamalı bir denetim yapılır. Müdahale kanuna dayanmalı, meşru bir amaç taşımalı ve demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır. AİHM bu olayda ikinci ve üçüncü aşamaya geçmeye dahi gerek görmemiştir; çünkü müdahale daha ilk basamakta, kanunilik şartında takılmıştır. Bu, hukuk tekniği bakımından son derece keskin bir sonuçtur. Devletin veri işlemedeki amacı ne kadar meşru olursa olsun, dayanağı kanun değilse denetim orada biter.

Kararın ikinci önemli katkısı, öngörülebilirlik ölçütünü somutlaştırmasıdır. Bir düzenlemenin kanun sayılabilmesi için yalnızca yazılı olması yetmez; erişilebilir ve sonuçları öngörülebilir olması da gerekir. Hizmete özel damgası taşıyan, vatandaşın göremediği bir yönerge bu ölçütü hiçbir şekilde karşılayamaz. Kişinin hakkında hangi verinin ne kadar tutulacağını bilememesi, aslında hakkını arayamaması demektir; çünkü neye itiraz edeceğini bile bilmemektedir.

Üçüncü olarak, kararda mahkumiyet verilerinin hassas veri sayılması pratikte çok önemli bir sonuç doğurur. Bu nitelendirme, devletin elindeki takdir alanını daraltır ve daha sıkı güvenceler gerektirir. Bir kişinin çeyrek asır önce aldığı para cezasının, bugün bir yol kontrolünde ekrana düşmesi ve o kişinin kolluk nezdinde farklı muameleye maruz kalması, cezanın infazı tamamlandıktan sonra süregelen fiili bir yaptırım anlamına gelir. Oysa ceza hukukunun temel ilkelerinden biri, cezanın infazı tamamlandığında kişinin topluma yeniden kazandırılmasıdır. Süresiz kayıt, bu yeniden kazandırma amacıyla açıkça çelişir.

Ayrıca kanunilik şartlarının sağlanması halinde dahi, adli sicilden silinen geçmiş suç kayıtlarının başka veri tabanlarında süresiz şekilde tutulmasının, insan hakları bakımından özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil edebileceğine karar metninde yer verilmiştir. Yani sorun yalnızca dayanağın yönerge olması değildir; yarın bir kanun çıkarılsa bile, o kanunda saklama süresi ve silme şartları öngörülmezse ihlal riski devam edecektir.

Bu bakımdan, kararın gerekçeleri itibariyle ilerleyen süreçte benzer şikayetlere ilişkin AİHM tarafından olası ihlal kararlarının verilmesi kuvvetle muhtemel görülmektedir. Kişilerin özel hayatına saygı hakkına müdahale etmeyecek şekilde kişisel verilerin işlenmesi bakımından, gizli idari yönergeler yerine açık ve ayrıntılı kanuni düzenlemelerin yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.

GBT Kaydının Silinmesi İçin İzlenecek Yol

Adli sicili temizlendiği halde GBT/KİHBİ kaydı devam eden kişiler bakımından izlenmesi gereken süreç aşağıdaki gibidir:

  • Mevcut durumun tespiti: Adli sicil ve arşiv kaydının silindiğine dair belge ile memnu hakların iadesi kararı temin edilir. Bu belgeler sürecin dayanağını oluşturur.
  • İdari başvuru: Emniyet Genel Müdürlüğüne, kaydın silinmesi talebiyle gerekçeli dilekçe sunulur. Dilekçede Anayasanın 20. maddesi, KVKK hükümleri ve Acar/Türkiye kararı dayanak gösterilir.
  • KVKK yolu: Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikayet yolu değerlendirilebilir.
  • İptal davası: Talebin açık veya zımni reddi halinde, süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar.
  • Bireysel başvuru: İç hukuk yolları tükendikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılır.
  • AİHM başvurusu: Bireysel başvurunun reddi halinde, süresi içinde AİHM’e başvurulabilir. Acar/Türkiye kararı bu aşamada doğrudan emsal niteliğindedir.

Sürecin her aşamasında usul ve süre kuralları belirleyicidir. Özellikle idari başvuruya verilen cevabın niteliği ve dava açma süresinin başlangıcı, sık yapılan hataların kaynağıdır.

Türk Hukuku Açısından Sonuç

Kararla birlikte, GBT/KİHBİ kayıtlarının tutulmasına ilişkin mevcut uygulamaların hukuki dayanağı yeniden tartışmaya açılmıştır. Karar, özellikle GBT kayıtları ve kolluk veri tabanları bakımından Türkiye’nin daha şeffaf, erişilebilir ve kanuni güvenceler içeren bir düzenleme yapması gerektiğine işaret etmektedir. AİHM’e göre kişisel verilerin işlenmesi, yayımlanmamış idari talimatlara değil, vatandaşların erişebildiği ve öngörebildiği açık kanuni kurallara dayanmalıdır.

Türkiye bakımından yapılması gereken, kolluk veri tabanlarının kapsamını, saklama sürelerini, silme şartlarını ve itiraz usullerini düzenleyen yayımlanmış bir kanuni çerçevenin oluşturulmasıdır. Aksi halde benzer başvuruların artması ve yeni ihlal kararlarının verilmesi beklenmelidir.

Bu değerlendirmenin genişletilmiş hali, Hukuki Haber’de yayımlanan “Acar/Türkiye (20039/22) Kararı Üzerine Bir Değerlendirme” başlıklı yazımızda yer almaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Adli sicil kaydım silindi, GBT kaydım da silinir mi?

Otomatik olarak silinmez. Bu iki kayıt farklı kurumlarca ve farklı mevzuata dayanılarak tutulur. GBT kaydının silinmesi için ayrıca başvuru yapılması ve gerektiğinde dava açılması gerekir.

GBT kaydı iş başvurularımı etkiler mi?

GBT kaydı kural olarak işverenlere verilmez; ancak kolluk kontrollerinde görünür ve bazı idari işlemlerde dikkate alınabilir. AİHM, bu tür kayıtların kişinin sosyal ve mesleki yaşamını etkileyebileceğini kabul etmiştir.

Memnu hakların iadesi kararı GBT için yeterli mi?

Tek başına yeterli olmamaktadır. Acar/Türkiye kararına konu olayda başvurucunun memnu hakları iade edilmiş olmasına rağmen GBT kaydı tutulmaya devam etmiştir. Ancak bu karar, açılacak davalarda güçlü bir dayanak oluşturur.

AİHM kararı Türkiye’de doğrudan uygulanır mı?

AİHM kararları taraf devlet bakımından bağlayıcıdır. Karar, başvurucu yönünden sonuç doğurmasının yanında, benzer durumdaki kişilerin iç hukuk başvurularında da dayanak olarak ileri sürülebilir ve mevzuat değişikliği yükümlülüğü doğurur.

Kaydımın tutulduğunu nasıl öğrenebilirim?

KVKK kapsamında veri sorumlusuna başvurarak hakkınızda işlenen kişisel veriler konusunda bilgi talep edebilirsiniz. Talebe verilen cevap veya cevapsızlık, sonraki hukuki süreç için de önem taşır.

Avukata Sor

Adli siciliniz temizlendiği halde GBT/KİHBİ kaydınız devam ediyorsa, sürecin idari başvurudan bireysel başvuruya kadar doğru kurgulanması sonucu belirler. Dosyanızın durumunu birlikte değerlendirelim.

Uyarı: Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenmektedir.

Ankara Avukat

GBT/KİHBİ kayıtlarının silinmesi ve özel hayata saygı hakkı konusunda hukuki danışmanlık veren Ankara Barosu avukatı Fatih Gökçe

Av. Fatih Gökçe Kimdir?

Mesleğini Ankara Barosu’na bağlı olarak sürdüren Avukat Fatih Gökçe, Ankara Barosu bünyesindeki Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Komisyonu ve İnsan Hakları Merkezi gibi çeşitli kurul, merkez ve komisyonlarda aktif görevler üstlenmektedir. Bu görevlerin yanı sıra, demokratik kitle örgütleri nezdinde insan hakları, adalet ve özgürlük temelli çalışmalar yürütmekte; ayrıca çalışma alanlarına ilişkin akademik nitelikte araştırma ve yayın faaliyetleri de gerçekleştirmektedir.

Meslek yaşamı boyunca, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde hukuki uyuşmazlıkları bulunan kişilere hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmuştur. Her bir müvekkilinin hakkını, onurunu ve hukuki menfaatini adil yargılanma ve savunma hakkı ilkesi çerçevesinde korumayı temel mesleki değeri olarak benimsemektedir.

Savunma mesleğini yalnızca bir iş olarak değil, adaletin tesisine katkı sunan bir toplumsal sorumluluk olarak görmekte; müvekkillerinin haklarını kararlılıkla ve adalete erişim hakkı ilkesi doğrultusunda savunmaktadır. Detaylı bilgi için hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 Av. Fatih Gökçe — Tüm hakları saklıdır.
Hemen AraWhatsApp ile yazın