İçeriğe geç

HAGB ve Kötü Muamele: Kamu Görevlisine HAGB Verilir mi?

HAGB Kötü Muamele
HAGB Kötü Muamele


HAGB ve kötü muamele ilişkisi, 7589 sayılı Kanun ile ceza yargılamasının en güncel tartışma konusu haline gelmiştir. Yeni düzenlemeye göre işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği, Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilemez. Ancak hangi eylemin kötü muamele sayılacağı, Anayasa Mahkemesinin “asgari ağırlık eşiği” kriterlerine göre her somut olayda ayrı değerlendirilir. Bu yazıda konuyu tüm güncel AYM kararları ışığında açıklıyoruz.

Yazı İçeriği

HAGB Nedir? Kısa Hatırlatma

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde düzenlenen ve mahkemece kurulan mahkumiyet hükmünün, sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaksızın belirli bir denetim süresi boyunca askıda tutulmasını sağlayan bir ceza muhakemesi kurumudur. Denetim süresi iyi halli geçirilirse hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer. CMK 231 metninin güncel haline mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

Bir dava dosyasını düşünün: Bir kamu görevlisi, görevi sırasında bir vatandaşla tartışmış ve hakkında kasten yaralama suçundan dava açılmış olsun. Eski uygulamada, ceza iki yılın altında kaldığında ve diğer şartlar sağlandığında mahkeme HAGB kararı verebiliyordu. Artık bu otomatik değil. Mahkeme önce şu soruyu sormak zorunda: Bu eylem, Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek bir eylem midir? İşte bu yazının konusu tam olarak bu sorunun cevabıdır.

Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı: Değişimin Başlangıcı

31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2024/98 Esas ve 2025/149 Karar sayılı kararı, HAGB kurumunda köklü bir dönüşümün kapısını açmıştır. Yüksek Mahkeme; HAGB’nin, kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından uygulanmayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmamasını Anayasaya aykırı bulmuştur.

Mahkemenin gerekçesi nettir: Anayasanın 17. maddesi devlete iki temel usul yükümlülüğü yükler. Birincisi, faillere fiilleriyle orantılı cezalar verilmesi; ikincisi, mağdurlar açısından uygun giderimin sağlanmasıdır. Kötü muamele niteliğindeki bir eylemin failine HAGB uygulanması, cezanın fiilen sonuçsuz kalması anlamına geldiğinden bu yükümlülüklerle bağdaşmamaktadır. AYM kararlarının tam metnine Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden erişilebilir.

7589 Sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) Ne Getirdi?

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında, kamuoyunda 12. yargı paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun ile HAGB müessesesi yeniden düzenlenmiştir. Yeni düzenlemeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler şu suçlar hakkında uygulanamaz:

  • İşkence suçu (TCK m. 94)
  • Eziyet suçu (TCK m. 96)
  • Kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar

İlk iki kategori bakımından hukuki bir sorun görünmemektedir; çünkü işkence ve eziyet suçlarının yasal çerçevesi Türk Ceza Kanununda açıkça çizilmiştir. Düzenlemenin en kritik ve tartışmalı bölümü ise üçüncü kategoridir: “Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar” ifadesi, beraberinde çok önemli bir soruyu getirmektedir. Hangi suç, hangi koşullarda kötü muamele sayılacaktır?

Hangi Suçlar Kötü Muamele Kabul Edilebilir?

Uygulamada bizim de katıldığımız hakim görüşe göre, kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlemesi halinde kötü muamele kapsamında değerlendirilebilecek suçlar şunlardır:

  • Kasten yaralama
  • Hakaret
  • Tehdit
  • Şantaj
  • Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması
  • Cinsel istismar
  • Cinsel taciz
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
  • Konut dokunulmazlığının ihlali

Ancak burada altını kalın çizgilerle çizmemiz gereken nokta şudur: Bu suçların işlenmiş olması, eylemin her zaman ve otomatik olarak kötü muamele sayılacağı anlamına gelmez. Bir polis memurunun görev sırasında sarf ettiği kaba bir söz ile sistematik bir aşağılama arasında hukuken derin bir fark vardır. Bu farkı belirleyen ölçüt ise Anayasa Mahkemesi içtihatlarında yerleşmiş olan “asgari ağırlık eşiği” kavramıdır.

Asgari Ağırlık Eşiği: AYM Kriterleri

Anayasa Mahkemesi, Cezmi Demir ve Diğerleri başvurusunda (B. No: 2013/293, K.T. 17/07/2014) asgari ağırlık eşiğinin göreceli olduğunu ve her olayda eşiğin aşılıp aşılmadığının somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirileceğini belirtmiştir. Mahkemenin dikkate aldığı kriterler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Kötü Muamelede Asgari Ağırlık Eşiği Değerlendirme Kriterleri (AYM İçtihadı)
Kriter Değerlendirme Konusu
Muamelenin süresi Failin eyleminin ne kadar sürdüğü
Fiziksel ve ruhsal etkiler Eylemin mağdur üzerinde bıraktığı bedensel ve psikolojik iz
Mağdurun kişisel durumu Cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu
Amaç ve kast Muamelenin amacı ve failin kastının yoğunluğu
Olayın bağlamı Eylemin heyecan ve duyguların yükseldiği bir ortamda gerçekleşip gerçekleşmediği
Mağdurun tutumu ve ölçülülük Mağdurun davranışından kaynaklanan bir neden varsa, failin tepkisinin bu nedenle ölçülü olup olmadığı ve ölçünün aşılma derecesi
Zararın niteliği ve ağırlığı Mağdurda oluşan zararın türü ve boyutu

Yavuz Demir Kararı: Her Söz Kötü Muamele Değildir

12 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 28 Ocak 2026 tarihli Yavuz Demir kararı (Yavuz Demir [1. B.], B. No: 2022/17277, 28/1/2026), yeni düzenlemenin nasıl uygulanacağı konusunda yol gösterici niteliktedir. Mahkeme bu kararında, kamu görevlilerinin başvuruya konu olayda kullandığı belirtilen sözlerin hakaret ya da kaba veya nezaket dışı olmasının tek başına Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele yasağının ihlali anlamına gelmeyebileceğini, asgari ağırlık eşiğinin aşılması gerektiğini vurgulamıştır.

Mahkeme somut olayda şu tespitleri yaparak kötü muamele yasağının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır:

  • Başvurucuya fiziksel bir müdahalede bulunulmamıştır.
  • Olay, kısa süreli bir tartışma bağlamında gerçekleşmiştir.
  • Olayda sistematik bir aşağılama tespit edilmemiştir.
  • Başvurucunun diğer mahpuslardan farklı olarak hedef alındığı ortaya konulamamıştır.
  • Maruz kalındığı ileri sürülen muamele; ciddi korku, çaresizlik, aşağılanmışlık veya yoğun ruhsal acı yaratacak ağırlığa ulaşmamıştır.

Bu karar, HAGB uygulamasında mahkemelerin izleyeceği yolu göstermektedir: Kamu görevlisinin işlediği her hakaret, her tehdit veya her yaralama eylemi otomatik olarak HAGB kapsamı dışında değildir. Belirleyici olan, eylemin asgari ağırlık eşiğini aşıp aşmadığıdır.

Yeni Düzenlemenin Pratik Sonuçları

AYM kararları ve 7589 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo şu şekildedir:

  • İşkence ya da eziyet suçu işlenmesi halinde HAGB kararı hiçbir koşulda verilemeyecektir.
  • Kamu görevlisinin işlediği her suç HAGB kapsamı dışında değildir; görevle bağlantısı olmayan veya kötü muamele niteliği taşımayan suçlarda şartları varsa HAGB uygulanabilir.
  • Kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar bakımından HAGB kararı verilemeyecektir.
  • Bir eylemin kötü muamele kabul edilip edilmeyeceği, her somut olayda mahkemelerce asgari ağırlık eşiği kriterleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilecektir.
  • Mahkemece asgari ağırlık eşiğinin aşıldığı ve eylemin kötü muamele oluşturduğu tespit edilirse, kamu görevlisinin işlediği suç bakımından HAGB kararı verilemeyecektir.

Hukuki Güvenlik ve Belirsizlik Sorunu

Getirilen düzenleme, kötü muamele niteliğindeki eylemlerin cezasız kalmasını önleme amacı bakımından yerindedir. Ancak “kötü muamele kabul edilebilecek suçlar” gibi sınırları önceden çizilmemiş bir kavramın kanun metnine alınması, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerinden uzaklaşılması sonucunu doğurmaktadır. Mahkemelere tanınan bu geniş takdir yetkisi, aynı nitelikteki eylemler hakkında farklı mahkemelerce farklı sonuçlara ulaşılması riskini beraberinde getirmekte ve kişiler açısından yeni uyuşmazlıklara zemin hazırlamaktadır.

Önümüzdeki dönemde HAGB uygulamasının en çok tartışılacak konularından birinin bu belirsizlik olacağını değerlendiriyoruz. Bu nedenle, kamu görevlisi olup görevi sebebiyle hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yürütülen kişilerin ya da kamu görevlisinin eyleminden mağdur olanların, sürecin en başından itibaren mutlaka bir ceza avukatından hukuki destek alması büyük önem taşımaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Kamu görevlisine HAGB verilir mi?

7589 sayılı Kanun sonrasında; işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği, Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda HAGB kararı verilemez. Bu kapsama girmeyen suçlarda ise diğer şartlar sağlanıyorsa HAGB mümkündür.

Hakaret her zaman kötü muamele sayılır mı?

Hayır. Anayasa Mahkemesinin Yavuz Demir kararına göre kaba veya nezaket dışı sözler tek başına kötü muamele oluşturmaz; eylemin asgari ağırlık eşiğini aşması gerekir.

Asgari ağırlık eşiğini kim değerlendirir?

Yargılamayı yapan mahkeme; muamelenin süresi, mağdur üzerindeki etkileri, mağdurun yaşı, cinsiyeti, sağlık durumu ve olayın bağlamı gibi kriterleri dikkate alarak her somut olayda ayrı bir değerlendirme yapar.

HAGB düşen bir dava adli sicile işler mi?

HAGB kararı adli sicil kaydına işlenmez; kendisine mahsus bir sisteme kaydedilir. Denetim süresi iyi halli geçirilirse dava düşer ve hüküm hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Avukata Sor

HAGB ve kötü muamele kapsamındaki suçlara ilişkin soruşturma veya kovuşturma sürecinde hak kaybı yaşamamak için hukuki destek alın. Dosyanızın somut koşullarını birlikte değerlendirelim.

Uyarı: Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenmektedir.

Ankara Avukat

HAGB ve kötü muamele konusunda hukuki danışmanlık veren Ankara Barosu avukatı Fatih Gökçe

Av. Fatih Gökçe Kimdir?

Mesleğini Ankara Barosu’na bağlı olarak sürdüren Avukat Fatih Gökçe, Ankara Barosu bünyesindeki Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Komisyonu ve İnsan Hakları Merkezi gibi çeşitli kurul, merkez ve komisyonlarda aktif görevler üstlenmektedir. Bu görevlerin yanı sıra, demokratik kitle örgütleri nezdinde insan hakları, adalet ve özgürlük temelli çalışmalar yürütmekte; ayrıca çalışma alanlarına ilişkin akademik nitelikte araştırma ve yayın faaliyetleri de gerçekleştirmektedir.

Meslek yaşamı boyunca, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde hukuki uyuşmazlıkları bulunan kişilere hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmuştur. Her bir müvekkilinin hakkını, onurunu ve hukuki menfaatini adil yargılanma ve savunma hakkı ilkesi çerçevesinde korumayı temel mesleki değeri olarak benimsemektedir.

Savunma mesleğini yalnızca bir iş olarak değil, adaletin tesisine katkı sunan bir toplumsal sorumluluk olarak görmekte; müvekkillerinin haklarını kararlılıkla ve adalete erişim hakkı ilkesi doğrultusunda savunmaktadır. Detaylı bilgi için hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 Av. Fatih Gökçe — Tüm hakları saklıdır.
Hemen AraWhatsApp ile yazın