İçeriğe geç

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat: 8. Yargı Paketi Değişiklikleri – 2026

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat: 8. Yargı Paketi incelemesi
Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat: 8. Yargı Paketi incelemesi


Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerinde görevli merci, 8. Yargı Paketi (7499 sayılı Kanun) ile ikiye bölünmüştür. 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren CMK 141/1’in (e), (f) ve (l) bentlerine dayanan istemler Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna, diğer bentlere dayanan istemler ise ağır ceza mahkemesine yapılmaktadır. Düzenlemenin amacı süreci hızlandırmaktır; ancak bir yargılama faaliyetinin idari bir birime devredilmesi, Anayasanın 9. ve 19/9. maddeleri bakımından ciddi tartışmalar doğurmuştur.

Yazı İçeriği

8. Yargı Paketi ile Gelen Temel Değişiklikler

16/02/2024 tarihinde iktidar partisi milletvekilleri tarafından 42 maddeden oluşan kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Teklif yasalaşarak 7499 sayılı Kanun olarak 12 Mart 2024 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmış, tazminata ilişkin hükümler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141-144. maddelerinde, hakkında soruşturma ya da kovuşturma yürütülen kişinin yargılama safhasında tatbik edilen koruma tedbirlerinden ötürü açılacak tazminat davalarının genel esas ve usulleri düzenlenmektedir. Yürürlükteki önceki mevzuata göre bu davalar tümüyle ağır ceza mahkemelerinin görev alanındaydı. Yeni düzenleme ile bazı tazminat nedenleri mahkemenin görev alanından çıkarılarak Tazminat Komisyonu görevlendirilmiştir.

Paketin bu konudaki başlıca değişiklikleri şunlardır:

  • Görev devri: CMK 141/1’in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 6384 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir.
  • Kapsam genişlemesi: CMK 141’e (l) bendi eklenerek belirli adli kontrol yükümlülükleri de tazminat nedeni sayılmıştır.
  • Kanun adı değişikliği: 6384 sayılı Kanunun adı, Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun olarak değiştirilmiştir.
  • Yeni usul maddesi: 6384 sayılı Kanuna 5/B maddesi eklenerek koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
  • Süre değişikliği: CMK 142/5’teki “onbeş gün” ibaresi “iki hafta” olarak değiştirilmiştir.
  • Bölge adliye mahkemesi kararlarının kesinliği: CMK 142/8’e yapılan ekleme ile bölge adliye mahkemesince verilen kararların kesin olduğu düzenlenmiştir.

Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

Hangi İstem Nereye Yapılır? Görev Dağılımı

Yeni sistemde belirleyici olan, tazminat isteminin CMK 141/1’in hangi bendine dayandığıdır. Tazminat Komisyonunun görev alanına giren üç bent şunlardır:

“e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,

l) Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,”

Bu üç bent kapsamındaki kişiler bakımından Tazminat Komisyonu, kanundaki diğer maddelerden dolayı açılacak davalarda ise ağır ceza mahkemeleri görevli kılınmaktadır. Dolayısıyla örneğin kanuna aykırı olarak yakalanan veya tutuklanan kişinin istemi halen ağır ceza mahkemesine, kanuna uygun tutuklandıktan sonra beraat eden kişinin istemi ise Komisyona yapılacaktır.

Kapsam Genişlemesi: Adli Kontrol Tedbirleri

Düzenlemenin olumlu yönü, tazminat nedenlerinin genişletilmiş olmasıdır. CMK 141’e eklenen (l) bendi ile, yakalama ve tutuklama dışında kalan iki adli kontrol yükümlülüğü de tazminat kapsamına alınmıştır: konutu terk etmeme ve bağımlılıktan arınmak amacıyla hastaneye yatmak dahil tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak.

Bu tedbirler uygulandıktan sonra kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilmişse, artık tazminat talebinde bulunulabilecektir. Önceki düzenlemede yalnızca yakalama ve tutuklama tazminat nedeni sayıldığından, aylarca konutunu terk edememiş bir kişi beraat etse dahi tazminat isteyemiyordu. Bu yönüyle değişiklik yerindedir; ancak kapsamın halen yetersiz olduğu, tazminat başvurusu kapsamına alınması gereken başka koruma tedbirlerinin de bulunduğu belirtilmelidir.

Dosyaların Devri ve Görev Uyuşmazlığı

Kanun, yanlış mercie yapılan başvurular bakımından koruyucu bir mekanizma öngörmüştür:

  • 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler Komisyona gönderilir.
  • Komisyonun görev alanında olmasına rağmen Komisyona yapılan ve ağır ceza mahkemesinin görevine giren istemler mahkemeye gönderilir.
  • Görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmışsa, ilgili merci görev alanına girmeyen istemleri ayırarak diğer mercie gönderir.
  • Bu hallerde ilk yapılan istem tarihi esas alınır; dolayısıyla süre yönünden hak kaybı doğmaz.
  • Komisyon ile ağır ceza mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı çıkarsa, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kesin olarak karar verir.

Başvuru Süresi ve Usul

6384 sayılı Kanuna eklenen 5/B maddesi uyarınca Komisyona müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması halinde tazminat hakkı kullanılamaz hale gelir.

Komisyon, tazminat istemlerine ve tazminatın geri alınmasına ilişkin yapacağı değerlendirmede CMK’nın 141, 143 ve 144. maddelerini uygular. Cumhuriyet savcısının tazminatın geri alınmasına ilişkin yazılı istemleri de Komisyona yapılır.

Geçiş hükmü uyarınca, CMK 142’de yapılan değişiklikler 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında yapılan istemler bakımından uygulanır. Bu tarihten önce yapılan istemlere, kesinleşinceye kadar eski hükümlere göre yargı mercilerince bakılmaya devam olunur.

Anayasaya Aykırılık Sorunu

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesinde özgürlük ve güvenlik hakkı düzenlenmiş olup, kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasını gerektirecek hallerden biri mevcut olsa dahi temel bazı haklarının bulunduğu, bu hakların ihlal edilmesi halinde tazminat hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.

Benzer şekilde Anayasanın 19. maddesinde kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı düzenlenmiş olup, maddenin son fıkrasında “bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, devletçe ödenir” hükmüne yer verilmiştir. Anayasanın 40/3. maddesinde de kişinin, resmi görevliler tarafından meydana getirilen haksız işlemler sonucu uğradığı zararın kanuna göre devletçe tazmin edileceği düzenlenmiştir.

Anayasanın 19/9. maddesine aykırılık

Anayasanın 19/9. maddesindeki düzenleme uyarınca talep edilebilecek zarar “tazminat hukukunun genel prensiplerine göre” belirlenecektir. Doktrinde ve yerleşik yargı kararlarında, Anayasa 19/9 ve CMK 142/6 maddelerine göre maddi ve manevi tazminat bakımından tazminat hukukunun genel prensipleri gözetileceğinden, Borçlar Kanunundaki hükümlerin amaca uygun olduğu ölçüde koruma tedbirleri sonucu meydana gelen zararın tespitinde uygulanacağı belirtilmektedir.

Buna göre, tazminat miktarının belirlenmesi bakımından yapılacak değerlendirmede Borçlar Kanunundaki maddi ve manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacağından, burada aslında bir yargılama faaliyeti yürütüleceği sonucuna varılmaktadır. Bu yargılama faaliyetinin doğal sonucu olarak tazminat talebinde bulunan kişinin lehine delil ileri sürebileceği, tanık dinletebileceği, bilirkişi incelemesi yaptırabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Anayasanın 9. maddesine aykırılık

Anayasanın 9. maddesinde “Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır” hükmü yer almaktadır. Anayasanın 138 ve 139. maddeleri göz önünde tutularak bağımsız mahkemeler şöyle tanımlanabilir: Hiçbir organ, makam, merci veya kişi tarafından yargı yetkisini kullanırken kendilerine emir ve talimat verilemeyen, genelge gönderilemeyen, tavsiye ve telkinde bulunulamayan, kararları yasama ve yürütme organlarını bağlayan, kararları bu organlarca hiçbir surette değiştirilemeyen ve yerine getirilmesi geciktirilemeyen, görevlerinde bağımsız ve teminatlı hakimlerden meydana gelen kuruluşlardır.

Tazminat Komisyonunun yapısı bu ölçütler bakımından incelendiğinde tablo nettir. 6384 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca Komisyon, Bakanlığın merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hakim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dokuz kişiden oluşur. Komisyon Başkanı da bu üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından belirlenir.

Söz konusu kanun hükmü gereğince Tazminat Komisyonunun Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulduğu, üyelerinin bizzat Adalet Bakanı tarafından atandığı görülmektedir. Bu yönüyle Tazminat Komisyonunun bir yargı mercii olmadığı, idari bir birim olduğu ortaya çıkmaktadır. Nitekim 6384 sayılı Kanunun 7. maddesinde, Komisyon tarafından verilen kararlara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebileceği düzenlenmiştir.

Oysaki Anayasanın 19/9. maddesi gereğince tazminat miktarı tazminat hukukunun genel prensiplerine göre belirleneceğinden, mahkemelerce görülecek davalar yerine idari bir merci olan Tazminat Komisyonu tarafından verilecek kararla tazminatın belirlenmesi kanaatimizce mümkün değildir. Ayrıca tazminatın belirlenmesine dair yapılacak işlemin niteliğinin açıkça yargılama faaliyeti olduğu görülmektedir. Yargı organı olmadığı ve Adalet Bakanlığına bağlı idari bir birim olduğu açık olan Tazminat Komisyonuna, yargının konusuna giren bir konunun devri ve görevlendirmesinin de açıkça Anayasanın 9. maddesine aykırılık oluşturduğu değerlendirilmektedir.

Komisyon Önündeki Usuli Eksiklikler

6384 sayılı Kanun ele alındığında, Komisyonun yapısı ve karar verirken dikkate aldığı usule dair yeterli düzenlemelere yer verilmediği görülmektedir. Örneğin kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler bakımından şu sorular cevapsızdır:

  • Komisyon nasıl bir değerlendirme yapacaktır?
  • Değerlendirme öncesinde duruşma açılıp açılmayacak mıdır?
  • Kişi delil bildirebilecek midir?
  • Bildireceği deliller ikame edilecek midir?
  • Kişi tanık dinletebilecek midir?
  • Bilirkişi incelemesi yaptırılabilecek midir?

Oysa Anayasanın 19/9. maddesi gereğince tazminat miktarının tazminat hukukunun genel prensiplerine göre belirlenmesi gerekmekte olup, buna göre kişinin duruşma talebinde bulunabilmesi, lehine delil bildirebilmesi, bildireceği delillerin ikame edilmesi, tanık dinletebilmesi ya da bilirkişi incelemesi yapılması talebinde bulunabilmesi gerekmektedir. Aksi halde kişinin tazminat taleplerini somutlaştırması mümkün olamayacaktır.

Bu yönüyle, tazminat talebinde bulunan kişinin bu hukuksal argümanların tamamından yoksun bulunduğu bir hukuksal süreç sonunda verilen kararın adil ve hakkaniyetli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Böylesi bir süreç sonrasında verilen karar aleyhine, olası Anayasa Mahkemesi ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat edilmesi halinde ülkemiz aleyhine ihlal kararları ile ciddi tazminatlara hükmedilmesinin kuvvetle muhtemel olduğu değerlendirilmektedir.

Farklı Yargı Yollarının Yaratacağı Sorunlar

Düzenlemenin bir diğer sorunlu yönü, aynı kanundan kaynaklanan istemlerin farklı kanun yollarına tabi kılınmasıdır. Tazminat Komisyonunun vermiş olduğu kararlara karşı 6384 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararlara karşı ise, yasal şartların mevcut olması halinde bölge adliye mahkemelerine istinaf ve Yargıtaya temyiz kanun yoluna başvurulabilmektedir.

Bu yönüyle CMK 141 uyarınca açılacak tazminat davalarının bir kısmı bakımından idari yargı yolunda itiraz mekanizması, bir kısmı bakımından da adli yargı yolunda istinaf ve temyiz kanun yolları öngörülmüştür. Aynı yasadan kaynaklanan ve çoğunlukla benzer hususlara ilişkin konuların farklı yargı yollarına tabi yargı organlarınca ve farklı itiraz mekanizmalarıyla incelenmesinin, yargı kararlarının yeknesaklığı açısından ciddi sorunlar oluşturacağı değerlendirilmektedir.

Somut bir örnekle: Aynı dosyada tutuklanmış iki kişiden biri kanuna aykırı tutuklama nedeniyle (a bendi), diğeri kanuna uygun tutuklandıktan sonra beraat nedeniyle (e bendi) tazminat isteminde bulunduğunda, birinci kişinin dosyası ağır ceza mahkemesinde görülüp Yargıtay denetimine tabi olacak, ikinci kişinin dosyası Komisyonda incelenip Ankara Bölge İdare Mahkemesi denetimine tabi olacaktır. İki farklı içtihat çizgisinin oluşması kaçınılmazdır.

Sonuç ve Avukat Değerlendirmesi

Yukarıda açıklanmaya çalışıldığı üzere, CMK 141 ve ilgili maddelerde yapılan değişikliklerin pek çok yönden Anayasaya aykırılık taşıdığı değerlendirilmektedir.

Düzenlemenin gerekçesinde, bu istemlerin idari başvuru yoluyla hızlı bir biçimde sonuçlandırılmasının amaçlandığı, tespiti herhangi bir yargılama yapılmasını gerektirmeyen tazminat istemleri hakkında kısa sürede karar verilmesinin sağlanacağı belirtilmiştir. Burada temel bir kabul hatası vardır: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerinin tespiti, yargılama yapılmasını gerektirmeyen basit bir hesaplama işi değildir. Manevi tazminatın takdiri, kişinin tutukluluk süresince yaşadığı sosyal, mesleki ve psikolojik yıkımın değerlendirilmesini gerektirir. Maddi tazminat ise kaybedilen gelirin, iş kaybının ve sair zararların delillerle ortaya konulmasına bağlıdır. Bunların hiçbiri dosya üzerinden idari bir inceleme ile tespit edilemez.

İkinci bir sorun, sürat ile adalet arasında kurulan yanlış denklemdir. Yargılamanın uzunluğu gerçek bir sorundur; ancak çözümü, yargılamayı yargı dışına çıkarmak değil, yargıyı güçlendirmektir. Hızlı verilen ancak delil ikamesine imkan tanımayan bir karar, kişiyi ikinci kez mağdur eder.

Ayrıca getirilen düzenleme neticesinde, zaten bir mağduriyet yaşadığını ileri sürerek devletten tazminini talep etmekte olan kişinin mağduriyetini daha da arttıracak belirsizliklere ve hukuksal sorunlara neden olacağı; bu durumun neticesinde de Anayasa Mahkemesi ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat edilmesi halinde ülkemiz aleyhine ihlal kararları ile ciddi tazminatlara hükmedilmesinin kuvvetle muhtemel olduğu değerlendirilmektedir.

Kanaatimizce, koruma tedbirleri dolayısıyla açılacak tazminat davalarındaki bazı hallerin Tazminat Komisyonu tarafından görülmesini içeren kanun teklifindeki 13, 22 ve 29. maddelerin ilgili bölümlerinin paketten çıkartılması gerekmekteydi. Bu öneri kabul görmemiş ve düzenleme yasalaşmıştır. Bu nedenle, konunun Anayasa Mahkemesi önüne taşınması ve bireysel başvuru yoluyla tartışılması önümüzdeki dönemin gündemi olacaktır.

Bu yazının dayanağını oluşturan değerlendirmenin tam metnine Hukuki Haber’de yayımlanan yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Tutuklandım ve beraat ettim, nereye başvurmalıyım?

Kanuna uygun tutuklandıktan sonra beraat veya takipsizlik kararı verilmişse istem CMK 141/1-e kapsamındadır ve Tazminat Komisyonuna yapılır. Tutuklamanın kanuna aykırı olduğu iddia ediliyorsa ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Komisyon kararına itiraz edebilir miyim?

Evet. 6384 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca Komisyon kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.

Adli kontrol nedeniyle tazminat isteyebilir miyim?

CMK 141/1-l kapsamındaki iki tedbir bakımından mümkündür: konutu terk etmeme ve bağımlılıktan arınmak amacıyla hastaneye yatmak dahil tedavi veya muayene tedbirleri. Bu tedbirler uygulandıktan sonra takipsizlik veya beraat kararı verilmiş olmalıdır.

Süreyi kaçırırsam ne olur?

Komisyona müracaat süresi, kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay ve her halde kesinleşmeyi izleyen bir yıldır. Bu süreler geçtikten sonra tazminat hakkı kullanılamaz; bu nedenle karar kesinleşir kesinleşmez hukuki destek alınması önemlidir.

1 Haziran 2024’ten önce yaptığım başvuru ne olacak?

Geçiş hükmü uyarınca bu tarihten önce yapılan istemlere, kesinleşinceye kadar eski hükümlere göre yargı mercilerince bakılmaya devam olunur.

Avukata Sor

Haksız tutuklama, gözaltı veya adli kontrol nedeniyle tazminat isteminde görevli merci ve başvuru süresi dosyanıza göre değişir. Yanlış merci veya kaçırılan süre hak kaybına yol açar. Dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Uyarı: Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenmektedir.

Ankara Avukat

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat ve haksız tutuklama davalarında hukuki danışmanlık veren Ankara Barosu avukatı Fatih Gökçe

Av. Fatih Gökçe Kimdir?

Mesleğini Ankara Barosu’na bağlı olarak sürdüren Avukat Fatih Gökçe, Ankara Barosu bünyesindeki Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Komisyonu ve İnsan Hakları Merkezi gibi çeşitli kurul, merkez ve komisyonlarda aktif görevler üstlenmektedir. Bu görevlerin yanı sıra, demokratik kitle örgütleri nezdinde insan hakları, adalet ve özgürlük temelli çalışmalar yürütmekte; ayrıca çalışma alanlarına ilişkin akademik nitelikte araştırma ve yayın faaliyetleri de gerçekleştirmektedir.

Meslek yaşamı boyunca, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde hukuki uyuşmazlıkları bulunan kişilere hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmuştur. Her bir müvekkilinin hakkını, onurunu ve hukuki menfaatini adil yargılanma ve savunma hakkı ilkesi çerçevesinde korumayı temel mesleki değeri olarak benimsemektedir.

Savunma mesleğini yalnızca bir iş olarak değil, adaletin tesisine katkı sunan bir toplumsal sorumluluk olarak görmekte; müvekkillerinin haklarını kararlılıkla ve adalete erişim hakkı ilkesi doğrultusunda savunmaktadır. Detaylı bilgi için hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 Av. Fatih Gökçe — Tüm hakları saklıdır.
Hemen AraWhatsApp ile yazın