
Sosyal medyada hakaret ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır, kullanılan kelimenin sözlük anlamına göre değil, sözün bağlamına, muhatabın kamusal konumuna ve tartışmanın niteliğine göre belirlenir. TCK 125 uyarınca hakaretin cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; paylaşım herkese açıksa ceza altıda bir oranında artırılır. Ancak Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre sert, kaba veya nezaket dışı her ifade suç oluşturmaz. Büromuzca takip edilen Çetin Koçyiğit (B. No: 2023/64287, 28/5/2025) başvurusunda AYM, bir siyasetçiye yönelik “harbi mal” ifadesi nedeniyle verilen adli para cezasını ifade özgürlüğünün ihlali saymıştır.
Yazı İçeriği
- İfade Özgürlüğünün Sınırları
- Hakaret Suçunun Hukuki Boyutu (TCK 125)
- Sosyal Medyada Hakaretin Cezası Nedir?
- Mağdurun Konumuna Göre Dörtlü Ayrım
- Değer Yargısı ile Olgu İsnadı Ayrımı
- Retweet, Alıntı, Etiketleme ve Beğeni Sorumluluğu
- AYM Çetin Koçyiğit Kararı: “Harbi Mal” İfadesi
- AYM’nin Dengeleme Ölçütleri
- Konuya İlişkin Yargıtay Kararları
- Sosyal Medyada Rahatsız Edilme: Diğer Suçlar
- Şikayet Yolu, Süre ve Delil
- Davalar Nasıl Sonuçlanır?
- Savunma Stratejisi
- Sık Sorulan Sorular
İfade Özgürlüğünün Sınırları
Anayasanın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini güvence altına alır. Bu hak, yalnızca toplum tarafından olumlu karşılanan veya zararsız bulunan düşünceleri değil; saldırgan bulunan, sarsıcı etki yaratan veya rahatsız eden bilgi ve fikirleri de kapsar. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere bunlar, demokratik toplumun vazgeçilmez özelliği olan çoğulculuğun, açık fikirliliğin ve hoşgörünün gereğidir.
Bununla birlikte ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir. Başkalarının şeref, onur ve saygınlığına zarar vermemesi gerekir. Yargıtay uygulamasında ifade özgürlüğünün sınırları şu şekilde çizilmektedir: İfade özgürlüğü, başkalarını küçük düşürücü, incitici, hakaret edici ifadeler kullanılmasını ve şiddete teşvik etmeyi kapsamaz.
Buradaki denge, ifade özgürlüğü ile kişinin şeref ve itibarının korunması arasında kurulur. Anayasa Mahkemesine göre ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru sayılabilmesi için, müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması gerekir. Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.
Hakaret Suçunun Hukuki Boyutu (TCK 125)
Hakaret suçu, Türk Ceza Kanununun 125. maddesinde düzenlenmiştir. Suçun oluşması için fiilin iki biçimden birinde gerçekleşmesi gerekir:
- Somut bir fiil veya olgu isnadı: Kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte belirli bir davranışın atfedilmesi. Örneğin bir kişinin hırsızlık yaptığının iddia edilmesi.
- Sövme: Somut bir isnat içermeyen, doğrudan küçük düşürücü söz veya davranışlar.
Sosyal medya bakımından önem taşıyan diğer unsurlar şunlardır:
- Huzurda olmayana hakaret: Mağdurun yokluğunda hakaret edilmesi halinde suçun oluşması için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. Sosyal medya paylaşımlarında bu şart çoğunlukla gerçekleşir.
- İleti yoluyla hakaret: Sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret de aynı şekilde cezalandırılır. Mesaj, yorum, tweet ve paylaşımlar bu kapsamdadır.
- Mağdurun belirlenmesi: İsim açıkça belirtilmese dahi, kime yöneldiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılıyorsa hem isim belirtilmiş hem de hakaret açıklanmış sayılır.
- Haksız fiile tepki: Hakaret, haksız bir fiile tepki olarak işlenmişse cezada indirim yapılabilir veya ceza verilmeyebilir.
- Karşılıklı hakaret: Karşılıklı hakaret halinde tarafların her ikisi veya biri hakkında ceza verilmeyebilir.
- Şikayet: Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret dışında suç şikayete tabidir. Şikayet süresi, fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı aydır.
Sosyal Medyada Hakaretin Cezası Nedir?
Hakaret suçunun yaptırımları aşağıdaki gibidir:
- Temel ceza: Üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası. Bu iki yaptırım seçimliktir; mahkeme birini tercih eder.
- Aleniyet: Fiilin alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında artırılır. Sosyal medyada paylaşımın herkese açık olup olmadığı bu nedenle belirleyicidir.
- Kamu görevlisine görevinden dolayı: Cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
- Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç veya kanaatlerin açıklanmasından dolayı ya da kutsal değerlerden bahisle: Yine alt sınır bir yıldan az olamaz.
- Görevli mahkeme: Asliye ceza mahkemesi.
- Uzlaştırma: Hakaret suçu uzlaştırma kapsamındadır; soruşturma aşamasında uzlaştırmacı görevlendirilir.
- Dava zamanaşımı: Sekiz yıl.
Önemli bir teknik nokta: TCK 125/4’teki aleniyet artırımının uygulanabilmesi için paylaşımın gerçekten herkes tarafından görülebilir olup olmadığının araştırılması gerekir. Kapalı bir grup içinde veya sınırlı bir takipçi kitlesine açık hesaptan yapılan paylaşımda bu artırım tartışmalı hale gelir.
Mağdurun Konumuna Göre Dörtlü Ayrım
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/33801 E., 2024/8617 K. sayılı kararında, AİHM içtihatları doğrultusunda hakaret suçu değerlendirilirken mağdurun konumuna göre ayrım yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu ayrım şu dört kategoriden oluşur:
- Sade vatandaş: Kamusal bir görevi veya tanınırlığı bulunmayan kişi. Korunma düzeyi en yüksek olan gruptur; eleştiriye katlanma yükümlülüğü en dardır.
- Kamuya mal olmuş kişi: Sanatçı, sporcu, sosyal medya fenomeni gibi tanınan kişiler. Kendileriyle ilgili tartışmalara daha fazla tahammül göstermeleri beklenir.
- Kamu görevlisi: Görevinden dolayı hakarette ceza artar, ancak görevinin gerektirdiği eleştirilere katlanma yükümlülüğü de vardır.
- Siyasetçi: Eleştiriye katlanma sınırı en geniş olan gruptur. Siyasetçi, kendisine ve siyasi görüşlerine yönelik sert eleştirileri sıradan kişilere kıyasla daha geniş ölçüde kabul etmek durumundadır.
Bu ayrım, sosyal medya dosyalarında savunmanın en güçlü dayanaklarından biridir. Aynı söz, bir komşuya söylendiğinde suç oluştururken, kamusal bir tartışma içinde bir siyasetçiye yöneltildiğinde ifade özgürlüğü kapsamında kalabilir.
Benzer tartışmanın en özel görünümü olan Cumhurbaşkanına hakaret suçu için Cumhurbaşkanına hakaret suçu ve ifade özgürlüğü başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Değer Yargısı ile Olgu İsnadı Ayrımı
Hakaret dosyalarında belirleyici olan bir diğer ayrım, ifadenin değer yargısı mı yoksa olgu isnadı mı olduğudur:
- Olgu isnadı: Doğruluğu ispatlanabilir nitelikteki iddialardır. Örneğin bir kişinin belirli bir tarihte belirli bir eylemi yaptığının ileri sürülmesi. TCK 127 uyarınca isnat edilen fiilin ispatı mümkündür; ispat edilirse ceza verilmez.
- Değer yargısı: Kişisel kanaat, yorum ve nitelendirmelerdir. Doğruluğu ispatlanamaz; bu nedenle ispat edilememesi cezalandırma gerekçesi yapılamaz. Ancak değer yargısının asgari bir olgusal temele dayanması beklenir.
Sosyal medyada kullanılan sıfatların büyük bölümü değer yargısı niteliğindedir. Bir siyasetçinin açıklamasına karşı kullanılan nitelendirici bir sözün ispat edilmesi beklenemez; burada değerlendirilmesi gereken, sözün kamusal tartışmaya katkısı ve bağlamıdır.
Retweet, Alıntı, Etiketleme ve Beğeni Sorumluluğu
Sosyal medyanın kendine özgü etkileşim biçimleri, ceza sorumluluğu bakımından farklı sonuçlar doğurur:
- Kendi paylaşımı: İçeriği oluşturan kişi doğrudan fail konumundadır.
- Retweet ve yeniden paylaşım: Paylaşımda yayma unsuru bulunduğundan, içeriği yazan kişi olmasa da yayan kişi sorumlu tutulabilir. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2016/12944 E., 2018/5756 K. sayılı kararında, hakaret içeren paylaşımların retweet edilmesinin iddianame düzenlenmesi için yeterli şüphe oluşturduğu belirtilmiştir. Ancak retweet edenin iradesi ve kastı ayrıca incelenmeli; salt paylaşımdan hareketle otomatik sorumluluk kurulmamalıdır.
- Alıntılayarak yorum ekleme: Bu halde kişi kendi ifadesini eklemiş olduğundan, değerlendirme eklenen ifade üzerinden yapılır. AYM’nin Çetin Koçyiğit kararına konu olay da bu niteliktedir.
- Beğeni (like): Yargıtay uygulamasında salt beğeninin tek başına hakaret suçunu oluşturmayacağı kabul edilmektedir. Beğeni, içeriğin yayılmasına aktif katkı sağlayan bir eylem olarak görülmemektedir.
- Etiketleme: Hakaret içeren bir paylaşımda mağdurun etiketlenmesi, fiilin muhatabına yöneldiğini gösteren bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Ayrıca failin tespiti bakımından IP kaydı tek başına yeterli değildir. Hesabın başkası tarafından kullanılmış olabileceği ihtimali araştırılmadan, salt IP kaydına dayanılarak mahkumiyet kurulması hukuka aykırıdır.
AYM Çetin Koçyiğit Kararı: “Harbi Mal” İfadesi
Anayasa Mahkemesi, Çetin Koçyiğit Başvurusu, B. No: 2023/64287, Karar Tarihi: 28/5/2025
Hukuk büromuzca takip edilen başvuruda Anayasa Mahkemesi, sosyal medyada bir siyasetçiye yönelik kullanılan “harbi mal” ifadesi nedeniyle hakaret suçundan adli para cezası verilmesini ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirmiştir. Kararda, kaba veya rahatsız edici her sözün tek başına hakaret suçunu oluşturmayacağı; ifadenin kullanıldığı bağlamın, tartışmanın konusu ve tarafların konumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Olayın arka planı
Başvuruya konu olay, 2021 yılında Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde yaşanan sel felaketinin ardından gerçekleşmiştir. Kamuoyunda tanınan siyasetçi ve gazeteci bir kişi, sosyal medya hesabından dönemin ana muhalefet partisi genel başkanına yönelik olarak sel felaketinden bahisle bir paylaşımda bulunmuştur. Başvurucu müvekkil de bu paylaşımı alıntılamış ve paylaşımına ilgili ifadeyi eklemiştir.
Şikayet üzerine yürütülen soruşturma sonucunda başvurucu hakkında hakaret suçundan kamu davası açılmıştır. İstanbul Anadolu 58. Asliye Ceza Mahkemesi, başvurucunun hakaret suçunu işlediği sonucuna ulaşarak 1.740 TL adli para cezasına hükmetmiştir. Kararın kesin nitelikte olması nedeniyle başvurucu doğrudan bireysel başvuruda bulunmuştur.
Siyasetçilere yönelik eleştirinin sınırları daha geniş
Kararın öne çıkan yönlerinden biri, eleştirinin hedefindeki kişinin siyasi konumuna verilen önemdir. AYM, somut olayda müştekinin ülkemizde yaşanan sel felaketinin ardından sosyal medya üzerinden açıklamada bulunan bir siyasi parti genel başkanı olduğunu dikkate almıştır. Başvurucu ise siyasi parti üyesi sıfatıyla gazeteci olarak müştekinin açıklamalarına yönelik eleştirisini ifade etmiştir.
Dolayısıyla uyuşmazlık, tamamen kişisel bir tartışmadan değil, sel felaketi gibi toplumun genelini ilgilendiren güncel bir mesele hakkındaki siyasi tartışmadan doğmuştur. Anayasa Mahkemesi, bu nedenle söz konusu ifadelerin kişisel bir saldırı olarak değerlendirilmeden önce kullanıldıkları siyasi ve toplumsal bağlamın incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Kaba ifadeler de korumadan yararlanabilir
Kararın uygulama bakımından belki de en önemli kısmı, AYM’nin kullanılan sözün kaba olduğunu kabul etmesine rağmen bunun tek başına cezalandırmayı haklı göstermediğini belirtmesidir. Mahkeme, söz konusu ifadenin kaba ve muhatabını incitici nitelikte olduğunu kabul etmiştir. Bununla birlikte ifade özgürlüğünün yalnızca toplum tarafından benimsenen veya kimseyi rahatsız etmeyen ifadeler için geçerli olmadığını; kırıcı, şok edici veya rahatsız edici ifadelerin de belirli koşullarda korumadan yararlanabileceğini hatırlatmıştır.
Üstelik somut olayda müşteki yalnızca gazeteci değil aynı zamanda siyasetçi olduğundan, AYM müştekinin başlattığı kamusal tartışmada kendisine yönelik eleştirilere daha fazla tahammül göstermesi gerektiğini değerlendirmiştir.
Sadece kelimeye bakılması yeterli değil
İlk derece mahkemesi, başvurucunun kullandığı ifadenin müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide ettiği gerekçesiyle mahkumiyet kararı vermiştir. Anayasa Mahkemesi ise bu değerlendirmeyi yeterli bulmamıştır. AYM’ye göre derece mahkemesi, söz konusu ifadelerin hangi bağlamda kullanıldığını ve olayın bütününü değerlendirmeden yalnızca ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme bu nedenle, ifade özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge kurulduğunun gösterilemediğini ve mahkumiyet için ilgili ve yeterli gerekçe ortaya konulamadığını tespit etmiştir.
Sonuç ve giderim
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun hakaret suçundan cezalandırılmasının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığına ve Anayasanın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. AYM ayrıca ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına, kararın ilgili asliye ceza mahkemesine gönderilmesine ve başvurucuya 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Kararlara AYM Kararlar Bilgi Bankası üzerinden ulaşılabilir.
AYM’nin Dengeleme Ölçütleri
Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkı arasında denge kurulurken şu ölçütlerin dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir:
- İfadeyi kullanan kişinin kim olduğu
- Hedef alınan kişinin kim olduğu ve kamuoyundaki konumu
- İfadenin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkısı
- Tartışmanın güncelliği ve toplumsal önemi
- Sözün hangi bağlamda kullanıldığı
- İfadenin olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğu
- Hedef alınan kişinin söz konusu tartışmaya cevap verme imkanının bulunup bulunmadığı
- Uygulanan yaptırımın kişi üzerinde caydırıcı etki yaratıp yaratmadığı
Bu ölçütler, hem savunma dilekçelerinin hem de bireysel başvuru dilekçelerinin iskeletini oluşturur. Somut dosyada her bir ölçütün ayrı ayrı ve delillerle desteklenerek tartışılması, sonucu doğrudan etkiler.
Konuya İlişkin Yargıtay Kararları
Sosyal medyada hakaret uyuşmazlıklarında yol gösterici nitelikteki Yargıtay kararları aşağıda künyeleriyle sunulmuştur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/33801 E., 2024/8617 K., 12/6/2024
Kararda ifade özgürlüğünün kapsamı ayrıntılı biçimde açıklanmış; ifade özgürlüğünün iyi karşılanan veya rahatsız edici bulunmayan bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda saldırgan bulunan, sarsıcı bir etki yaratan veya rahatsız eden türdeki bilgi ve fikirler için de geçerli olduğu vurgulanmıştır. Bunların demokratik toplumun vazgeçilmez özelliği olan çoğulculuğun, açık fikirliliğin ve hoşgörünün gereği olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık ifade özgürlüğünün başkalarını küçük düşürücü, incitici, hakaret edici ve saldırgan ifadeler kullanılmasını ve şiddete teşvik etmeyi kapsamadığı ifade edilmiştir.
Daire ayrıca, hakaret suçu değerlendirilirken mağdurun sade vatandaş, kamuya mal olmuş kişi, kamu görevlisi veya siyasetçi olup olmamasına göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda sanığın kullandığı kabul edilen soyut ifadelerin muhatabın onur ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Değerlendirme: Karar, uygulamadaki en yaygın hataya işaret etmektedir: Kaba bir hitap tarzı ile hakaret suçunun aynı şey sayılması. Dairenin getirdiği dörtlü mağdur ayrımı, sosyal medya dosyalarının tamamında dayanak yapılabilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/20142 E., 2024/550 K.
Kararda, sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılan suça konu paylaşımın herkes tarafından görülebilir olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre TCK 125/4 hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerektiği; bunun yapılmamasının bozma nedeni olduğu belirtilmiştir.
Değerlendirme: Aleniyet artırımı otomatik uygulanamaz. Hesabın gizli olup olmadığı, paylaşımın kimlerin görebileceği ayarlarla yapıldığı ve arşiv kayıtları savunma açısından araştırılması gereken hususlardır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/22992 E., 2024/1712 K., 14/2/2024
Kararda, bir gazetenin sosyal medya sayfasındaki haberin altına yazılan sözlerin normal eleştiri sınırlarını aşan ve mağdurun onur ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Değerlendirme: Bu karar, madalyonun diğer yüzünü gösterir. Bağlam savunması sınırsız değildir; eleştiri sınırını aşan ve doğrudan kişiliğe yönelen ifadeler korunmaz.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017/2089 E., 2017/5263 K., 8/11/2017
Kararda, anlamı herkes tarafından anlaşılabilen küfürlü bir ifadenin eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak incitici, küçük düşürücü ve kişinin toplum içindeki saygınlığını zedeleyici mahiyette olduğu, bu nedenle hakaret vasfı taşıdığı vurgulanmış ve beraat kararı hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2015/28313 E., 2017/9537 K., 25/9/2017
Kararda, sanığın hakaret içerikli yazılarını sosyal medya sitesinde herkes tarafından görülebilir şekilde paylaştığı değerlendirilerek TCK 125/4 uyarınca artırım yapılması yerinde görülmüştür.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2016/12944 E., 2018/5756 K., 18/4/2018
Kararda, şüphelinin ad ve soyadının yazılı olduğu hesaptan müştekiden bahsedilerek retweet yapıldığının anlaşılması karşısında, CMK 170/2 uyarınca mevcut delillerin hakaret suçundan iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu belirtilmiştir.
Değerlendirme: Retweet, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini engelleyecek düzeyde şüphe oluşturur. Ancak yeterli şüphe ile mahkumiyet için gereken kesinlik farklı eşiklerdir; yargılamada kastın ayrıca tartışılması gerekir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2021/2918 E., 2024/2117 K., 6/5/2024
Kararda, değişik zamanlarda birden fazla kez arayarak ve mesaj göndererek hakaret eden sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak ceza tayin edilmiştir.
Değerlendirme: Aynı kişiye karşı farklı zamanlarda tekrarlanan paylaşım ve mesajlar zincirleme suç olarak değerlendirilebilir ve ceza artar.
Bu kararların ortak çizgisi şudur: Yargıtay, tek bir kelimeye değil paylaşımın bütününe, bağlamına ve muhatabın konumuna bakmaktadır. Ne her kaba söz suçtur, ne de her sert ifade ifade özgürlüğü kapsamındadır.
Sosyal Medyada Rahatsız Edilme: Diğer Suçlar
Sosyal medya üzerinden yaşanan rahatsızlıklar her zaman hakaret suçu kapsamında değildir. Fiilin niteliğine göre şu suçlar gündeme gelebilir:
- Huzur ve sükunu bozma (TCK 123): Sırf huzur ve sükunu bozmak maksadıyla ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı amaçla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması. Cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir ve şikayete tabidir.
- Israrlı takip (TCK 123/A): Israrlı şekilde fiziken takip etmek ya da haberleşme veya iletişim araçlarını kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle kişi üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşturmak. Cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir.
- Tehdit (TCK 106): Kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit.
- Şantaj (TCK 107): Kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidiyle menfaat temin edilmesi.
- Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134): Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin ifşa edilmesi.
- Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (TCK 136): Kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde yayılması.
- Cinsel taciz (TCK 105): Cinsel amaçlı mesajlar gönderilmesi.
Hangi suçun oluştuğu, gönderilen içeriğin niteliğine ve tekrarına göre belirlenir. Şikayet dilekçesinde fiilin doğru nitelendirilmesi, soruşturmanın seyri açısından önemlidir.
Şikayet Yolu, Süre ve Delil
Sosyal medyada hakarete uğrayan kişilerin izlemesi gereken adımlar şunlardır:
- Delillerin korunması: Paylaşımın ekran görüntüsü alınmalı, bağlantı adresi (URL), tarih ve saat bilgisi kaydedilmelidir. İçerik silinme riski nedeniyle bu adım gecikmeden yapılmalıdır. Noter aracılığıyla tespit yaptırılması delil değerini güçlendirir.
- Şikayet dilekçesi: Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verilir. Kolluk birimlerine veya CİMER üzerinden de başvuru yapılabilir.
- Şikayet süresi: Fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı ay içinde şikayette bulunulmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür.
- Uzlaştırma: Hakaret uzlaştırma kapsamında olduğundan, soruşturma aşamasında dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir.
- Erişimin engellenmesi: Kişilik haklarının ihlali halinde 5651 sayılı Kanun kapsamında sulh ceza hakimliğinden içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi talep edilebilir.
- Tazminat davası: Ceza soruşturmasından bağımsız olarak, kişilik haklarına saldırı nedeniyle asliye hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açılabilir.
Davalar Nasıl Sonuçlanır?
Sosyal medya hakaret dosyalarının başlıca sonuçlanma biçimleri şunlardır:
- Uzlaşma: Taraflar uzlaşırsa kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir. Uygulamada dosyaların önemli bölümü bu şekilde sona erer.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararı: Fiilin suç oluşturmadığı veya failin tespit edilemediği hallerde verilir.
- Beraat: Sözün kaba olmakla birlikte onur ve saygınlığı rencide edici boyuta ulaşmadığı ya da ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı hallerde verilir.
- Ceza verilmesine yer olmadığı kararı: Haksız fiile tepki veya karşılıklı hakaret hallerinde gündeme gelir.
- Adli para cezası: Seçimlik yaptırım olarak doğrudan hükmedilebilir.
- HAGB veya erteleme: Şartları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın ertelenmesine karar verilebilir.
Kararın kesin nitelikte olması, yani istinaf sınırının altında kalması halinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılır. Çetin Koçyiğit başvurusunda da izlenen yol budur.
Savunma Stratejisi
Hakkında hakaret suçundan soruşturma yürütülen kişiler bakımından dikkate alınması gereken hususlar şunlardır:
- Bağlamın dosyaya yansıtılması: Paylaşımın hangi tartışmaya, hangi habere veya hangi açıklamaya cevap olarak yapıldığı belgelerle ortaya konulmalıdır. Bağlamdan koparılmış tek cümle ile bağlamı içindeki aynı cümle farklı değerlendirilir.
- Muhatabın konumu: Muhatap siyasetçi, kamu görevlisi veya kamuya mal olmuş kişi ise, eleştiriye katlanma yükümlülüğünün genişliği vurgulanmalıdır.
- Değer yargısı savunması: İfadenin ispat konusu yapılamayacak bir değer yargısı olduğu ileri sürülmelidir.
- Aleniyetin tartışılması: Hesabın gizli olup olmadığı, paylaşımın görünürlük ayarları araştırılmalıdır.
- Fail tespitine itiraz: Hesabın başkası tarafından kullanılmış olabileceği ihtimali gündeme getirilmelidir.
- İçtihat desteği: Yukarıda künyeleri verilen Yargıtay kararları ile AYM kararları savunma dilekçesine dayanak yapılmalıdır.
- Bireysel başvuru: Kanun yolları tüketildikten veya karar kesin nitelikteyse tebliğden itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.
Sık Sorulan Sorular
Birine sosyal medya üzerinden hakaret etmenin cezası nedir?
Üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Paylaşım herkese açıksa ceza altıda bir oranında artırılır. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakarette alt sınır bir yıldan az olamaz.
Sosyal medya üzerinden rahatsız edilmenin cezası nedir?
Israrlı mesajlarla huzur ve sükunun bozulması TCK 123 uyarınca üç aydan bir yıla kadar, ısrarlı takip ise TCK 123/A uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir. İçeriğe göre tehdit, şantaj veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçları da oluşabilir.
Sosyal medya hakaret davaları nasıl sonuçlanır?
Dosyaların önemli bölümü uzlaşma ile sona erer. Uzlaşma olmazsa beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, adli para cezası, HAGB veya mahkumiyet kararı verilebilir. Sözün kaba olmakla birlikte saygınlığı rencide edici boyuta ulaşmadığı hallerde beraat kararı verilmesi gerekir.
Sosyal medyada hakaret edenler nereye şikayet edilir?
Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verilir; karakol veya CİMER üzerinden de başvurulabilir. Şikayet süresi fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı aydır. Şikayetten önce ekran görüntüsü, bağlantı adresi ve tarih kaydedilmelidir.
Kaba her söz hakaret suçu oluşturur mu?
Hayır. Yargıtay, kaba ve nezaket dışı hitap tarzının onur ve saygınlığı rencide edici boyuta ulaşmaması halinde hakaret suçunun oluşmayacağını kabul etmektedir. AYM de Çetin Koçyiğit kararında aynı yaklaşımı benimsemiştir.
Retweet veya beğeni suç oluşturur mu?
Retweet yayma niteliği taşıdığından suç oluşturabilir; ancak failin kastı ayrıca incelenmelidir. Salt beğeni ise kural olarak tek başına hakaret suçu oluşturmaz.
Anonim hesaptan hakaret edilirse ne yapılır?
Şikayet üzerine savcılık, platform ve erişim sağlayıcılardan IP ve abone bilgilerini talep edebilir. Ancak fail tespitinde yalnızca IP kaydına dayanılması yeterli değildir; hesabın kim tarafından kullanıldığı araştırılmalıdır.
Paylaşımı silersem dava düşer mi?
Düşmez. Silme, suçun oluşmasını engellemez; ancak pişmanlık göstergesi olarak cezanın belirlenmesinde ve uzlaşma sürecinde olumlu değerlendirilebilir.
Avukata Sor
Sosyal medya paylaşımı nedeniyle hakkınızda soruşturma başlatıldıysa veya hakarete uğradıysanız, ilk ifade ve delil aşaması sonucu belirler. Dosyanızı bağlam ve içtihat bakımından birlikte değerlendirelim.
Uyarı: Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenmektedir.
Av. Fatih Gökçe Kimdir?
Mesleğini Ankara Barosu’na bağlı olarak sürdüren Avukat Fatih Gökçe, Ankara Barosu bünyesindeki Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Komisyonu ve İnsan Hakları Merkezi gibi çeşitli kurul, merkez ve komisyonlarda aktif görevler üstlenmektedir. Bu görevlerin yanı sıra, demokratik kitle örgütleri nezdinde insan hakları, adalet ve özgürlük temelli çalışmalar yürütmekte; ayrıca çalışma alanlarına ilişkin akademik nitelikte araştırma ve yayın faaliyetleri de gerçekleştirmektedir.
Meslek yaşamı boyunca, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde hukuki uyuşmazlıkları bulunan kişilere hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmuştur. Her bir müvekkilinin hakkını, onurunu ve hukuki menfaatini adil yargılanma ve savunma hakkı ilkesi çerçevesinde korumayı temel mesleki değeri olarak benimsemektedir.
Savunma mesleğini yalnızca bir iş olarak değil, adaletin tesisine katkı sunan bir toplumsal sorumluluk olarak görmekte; müvekkillerinin haklarını kararlılıkla ve adalete erişim hakkı ilkesi doğrultusunda savunmaktadır. Detaylı bilgi için hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
