İçeriğe geç

Tutuklu ve Hükümlülerin Cenazeye Katılma Hakkı: Şartlar ve Başvuru – 2026

Tutuklu ve Hükümlülerin Cenazeye Katılma Hakkı
Tutuklu ve Hükümlülerin Cenazeye Katılma Hakkı


Tutuklu ve hükümlülerin cenazeye katılma hakkı, 5275 sayılı Kanunun 94 ve 116. maddeleri ile ilgili Yönetmelikte düzenlenmiştir. Hükümlü, ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü halinde, Cumhuriyet Başsavcılığının onayıyla yol süresi hariç iki güne kadar izinle cenazeye katılabilir. Bu izin için iyi hal şartı aranmaz. Talep reddedilirse infaz hakimliğine şikayet yoluna gidilebileceği gibi, Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca doğrudan bireysel başvuru da yapılabilir.

Yazı İçeriği

Hakkın Uluslararası ve Anayasal Temeli

Ölüm insan hayatında karşılaşılan en acı olaylardan biridir. Bu acıyı en yoğun yaşayan ve desteğe en çok ihtiyaç duyanlar, ölen kişinin aile bireyleridir. Birçok kültürde yakınlar bir araya gelerek acıyı paylaşır, geride kalanlara maddi ve manevi destekte bulunur. Peki ölen kimsenin aile üyelerinden biri tutuklu ya da hükümlü olduğunda yas sürecinde birliktelik nasıl sağlanacaktır?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hükümlü ve tutukluların Sözleşme kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin tamamına kural olarak sahip olduğunu belirtmektedir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, paragraf 69). Bununla birlikte Mahkeme; suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin varlığı halinde, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak mahkumların haklarına sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir. Ancak bu durumda dahi sınırlamanın makul ve ölçülü olması gerekmektedir (Silver ve Diğerleri/Birleşik Krallık).

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R (2006) 2 sayılı Tavsiye Kararında, bir mahpusun herhangi bir yakın akrabasının ölümü veya ciddi hastalığına ilişkin haberinin ilgili mahpusa derhal iletilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca koşulların elvermesi halinde, mahpusun hasta bir yakınını görmesine veya bir cenaze törenine yalnız başına veya görevli eşliğinde katılmasına izin verilmesi gerektiğine yer verilmiştir.

AİHM yakın akrabaların ölümü veya ağır hastalığı üzerine verilen izinleri Sözleşmenin 8. maddesiyle; Anayasa Mahkemesi de benzer şekilde Anayasanın 20. maddesinde güvence altına alınan özel ve aile hayatına saygı hakkıyla ilişkili olarak ele almaktadır (Ploski/Polonya, B. No: 26761/95, 12/11/2002; Banaszkowski/Polonya, B. No: 40950/12, 25/3/2014; Giszczak/Polonya, B. No: 40195/08, 29/11/2011).

Hükümlüler İçin Şartlar (CGTİK 94)

Hükümlülerin mazeret ve cenaze izin hakkı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 94. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kanunun 94/2. maddesinde düzenlenen cenazeye katılma izninden yararlanabilmek için aranan şartlar şunlardır:

  • Cenazeye katılmanın güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması
  • Hükümlünün tehlikeli statüsünde olmaması
  • Kolluk görevlilerinin refakat etmesi
  • İkinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölmüş olması
  • Hükümlünün talebinin bulunması
  • Cumhuriyet Başsavcısının onayının bulunması

Bu şartların sağlanması halinde yol süresi hariç olmak üzere iki güne kadar izin verilebilir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar, 5275 sayılı Kanunun 25. maddesi uyarınca cenazeye katılma izninden yararlanamaz.

Burada dikkat edilmesi gereken kritik nokta şudur: Tüm şartların sağlanmış olması halinde haktan mutlak surette yararlanma imkanı doğmaz; Cumhuriyet Başsavcılığına takdir hakkı tanınmıştır. Kanun metnindeki ifade “verilir” değil, “verilebilir” şeklindedir.

Bir diğer önemli husus, cenazeye katılma izni bakımından iyi halli olma şartının aranmamasıdır. Anayasa Mahkemesi Mehmet Balaban kararında bu hususu açıkça ortaya koymuştur (Mehmet Balaban [2. B.], B. No: 2020/7697, 20/6/2023, paragraf 34, 38). Uygulamada bu ayrım sıklıkla gözden kaçırılmakta ve iyi hal gerekçesiyle hatalı ret kararları verilebilmektedir.

Tutuklular İçin Şartlar (CGTİK 116/2)

5275 sayılı Kanunun 116/2. maddesinde tutuklular bakımından benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir:

“İkinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü hâlinde, tutukluya, ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayı ile soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında iki güne kadar cenazeye katılması için izin verilebilir.”

Tutuklular bakımından hükümlülerden farklı olarak “soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti” şartı da aranmaktadır. Ancak bu şart soyut bir gerekçe olarak kullanılamaz. Anayasa Mahkemesi, soruşturmanın selameti gerekçe gösterilerek tutuklunun cenazeye götürülmemesi halinde, soruşturmanın selametine nasıl zarar vereceğine ilişkin gerekçelerin bilgi ve belgelerle desteklenerek açıklanması gerektiğini belirtmiştir (Abuzer Uzun [2. B.], B. No: 2016/61250, 13/6/2019, paragraf 46).

Mazeret İzni ile Cenaze İzni Arasındaki Fark

Uygulamada en çok karıştırılan konu, 94/1-a maddesindeki mazeret izni ile 94/2 maddesindeki cenaze izninin birbirinden farklı olmasıdır. İki izin arasındaki farklar şunlardır:

Mazeret İzni (CGTİK 94/1-a) ile Cenazeye Katılma İzni (CGTİK 94/2) Karşılaştırması
Ölçüt Mazeret İzni (94/1-a) Cenaze İzni (94/2)
Kapsanan yakınlar Ana, baba, eş, kardeş veya çocuk İkinci derece dahil kan veya kayın hısımları ile eş
Süre Yol hariç on güne kadar Yol hariç iki güne kadar
İyi hal şartı Hükümlülük süresinin onda birini iyi halli geçirmiş olmak gerekir Aranmaz
Onay mercii Kurum en üst amirinin önerisi ve Başsavcılık onayı Başsavcılık onayı
Refakat Koşullara göre değişir Kolluk görevlisi refakati aranır

Başvuruda İzlenecek Usul ve Gerekli Belgeler

Cenazeye katılma izni bakımından öncelikli şart, tutuklu veya hükümlünün talebinin olması ve giderlerin karşılanmasıdır. Uygulamada izlenen süreç şu şekildedir:

  • Talep dilekçesinin sunulacağı yer: Tutuklu, hükümlü ya da vekili tarafından hazırlanan dilekçe, kişinin bulunduğu cezaevinin bağlı olduğu Cumhuriyet Başsavcılığına sunulur.
  • Ölüm belgesi: İkinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin vefat ettiğine dair belge (varsa ölüm belgesi) dilekçeye eklenir.
  • Adres bilgileri: Cenaze ve taziye işlemlerinin yapılabilmesi için cenaze ev adresi ile cenazenin defnedileceği mezarlık adresi yazılır. Açık adres yoksa il, ilçe ve mahalle belirtilmelidir.
  • Gider yatırma: Taleple birlikte, giderlere karşılık belirlenen tutarın tutuklu veya hükümlünün cezaevindeki hesabına yatırılması istenir. Tutar yatırılmadığında diğer işlemlerin yerine getirilmediği görülmektedir.
  • Kolluk araştırması: Bu şartlar yerine getirildikten sonra Başsavcılık, cenazeye katılmanın güvenlik bakımından sakınca oluşturup oluşturmadığının araştırılması için kolluk birimlerine müzekkere yazar.
  • Karar: Kolluk birimlerinden gelen cevaplara istinaden Başsavcılık talebin kabulüne ya da reddine karar verir.

Masraflar Kime Aittir?

Mazeret ya da cenaze iznine refakat eden dış güvenlik görevlilerinin harcırah ve yol giderleri ile tüm masrafların tutuklu veya hükümlü tarafından karşılanması gerekmektedir. Aksi takdirde kişi bu haktan yararlanamamaktadır (Hükümlü ve Tutuklulara Yakınlarının Ölümü veya Hastalığı Nedeniyle Verilebilecek Mazeret İzinlerine Dair Yönetmelik madde 13).

Bu düzenleme, uygulamada hakkın fiilen kullanılamaması sonucunu doğurabilmektedir. Ödeme gücü bulunmayan bir mahpus, kanunda öngörülen tüm şartları taşısa dahi babasının cenazesine katılamamaktadır. Hakkın ekonomik güce bağlanması, eşitlik ilkesi bakımından tartışmaya açık bir sonuçtur.

Sürat Yükümlülüğü: Geç Cevap da İhlaldir

Ülkemizin gelenek ve göreneklerine göre cenazenin defin işleminin çoğunlukla oldukça hızlı gerçekleştiği göz önünde bulundurulduğunda, bu sürecin hızlı bir şekilde sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, talep tarihi ile kararın bildirim tarihi arasında geçen üç günlük sürenin makul olmadığını belirtmektedir (Rasul Kocatürk [GK], B. No: 2016/8080, 26/12/2019, paragraf 63, 64).

“Ülkemiz geleneklerinde cenazenin bekletilmeden defnedildiği, akabinde birkaç gün süreyle taziye kabulü yapıldığı bilinen bir olgudur. Bu nedenle yakını ölen hükümlünün izin talebinin, kamu makamlarınca süratle harekete geçilerek koşullar da dikkate alındığında mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması önem arz etmektedir. Ayrıca talebin karşılanmasında kamu makamlarının kendilerinden beklenen özeni göstermeleri gerekmektedir. Şayet talebin karşılanması imkân dâhilinde görülmezse bu duruma ilişkin zorunluluk hâllerinin ve güvenlik risklerinin, somut olgu ve olaylara dayalı olarak açıklanması gerekir.”

(Rasul Kocatürk [GK], B. No: 2016/8080, 26/12/2019, paragraf 62)

Bu tespit pratikte son derece önemlidir: Talep açıkça reddedilmese bile, geç cevap verilmesi tek başına ihlal oluşturabilmektedir. Defin işleminin yapılmış olması, geç cevap için haklı bir gerekçe sayılmamaktadır.

Ret Halinde Başvuru Yolları

Yasada aranan şartların sağlanmaması halinde talebin reddine karar verilebileceği gibi, tüm şartların sağlanması durumunda dahi Başsavcılığın takdir hakkı bulunduğundan ret kararı verilebilmektedir. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, verilen ret kararlarının keyfilik içermemesi gerektiği; başvurucunun çıkarları ile toplumun çıkarları arasında adil denge kurulmasına yönelik ikna edici, ilgili ve yeterli unsurları taşıması gerektiği ifade edilmektedir (Beşir Doğan [2. B.], B. No: 2013/2335, 15/12/2015; Mehmet Balaban [2. B.], B. No: 2020/7697, 20/6/2023). Bu yönüyle ret kararlarının gerekçesinde ileri sürülen hususların inandırıcı ve somut olgularla desteklenecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir.

İnfaz hakimliğine şikayet

Cenazeye katılma izin talebinin reddi halinde, 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 4. ve 5. maddeleri uyarınca infaz hakimliğine şikayet yoluna başvurulabilir. Süreler şu şekildedir:

  • Kararı öğrenme tarihinden itibaren on beş gün
  • Her halde talebin sunulduğu tarihten itibaren otuz gün

İnfaz hakimliği tarafından duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar verilir. Verilen karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz yoluna gidilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunda ikincillik ilkesi gereği öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunlu olsa da, cenazeye katılma izni verilmemesi ile ilgili başvuru usulünde farklı bir değerlendirme yapılmaktadır.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, şikayet başvurularında infaz hakimliğinin yetkisinin işlemin iptaline, faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar vermekten ibaret olduğu ve infaz hakimliğinin tazminata hükmetme yetkisinin bulunmadığı dikkate alınarak, infaz hakimliğine yapılacak şikayetin başvurucu yönünden etkili bir sonuç doğurmayacağı değerlendirilmekte ve izin verilmemesi taleplerine karşı doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidilebileceği belirtilmektedir (Yavuz Geçim [2. B.], B. No: 2018/15011, 24/2/2021, paragraf 26, 27; Rasul Kocatürk [GK], B. No: 2016/8080, 26/12/2019, paragraf 36, 37).

Bu yönüyle tutuklu veya hükümlü, Başsavcılık tarafından verilen ret kararına karşı infaz hakimliğine başvurabileceği gibi, yerleşik kararlar gereğince doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna da gidebilecektir. Kararlara AYM Kararlar Bilgi Bankası üzerinden ulaşılabilir.

Konuya İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararları

Cenazeye katılma izni verilmemesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaline karar verilen başlıca başvurular aşağıdadır.

Abuzer Uzun [2. B.], B. No: 2016/61250, 13/6/2019

Kararda, tutuklunun cenaze merasimine naklinde güvenlik yönünden zafiyet oluşacağı gerekçesiyle cenazeye götürülmemesi halinde, infaz kurumu ile cenazenin defnedileceği yer arasındaki yol güzergahı boyunca güvenlik ve asayiş bakımından ne gibi sorun veya riskler olduğunun somut olarak belirtilmesi ve talebin reddedilmesinin gerekçesinin inandırıcı şekilde ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir (paragraf 45).

Barkın Timtik (2) [2. B.], B. No: 2020/32414, 13/5/2025

Kararda, başvurucunun cenazeye katılma izin talebinin genel açıklamalara yer verilerek sadece salgın hastalık (COVID-19) gerekçesiyle reddedilemeyeceği; sosyal mesafe ve maske kullanımı ya da başkaca tedbirler çerçevesinde başvurucunun talebinin karşılanmasına ilişkin bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir (paragraf 18).

Mehmet Balaban [2. B.], B. No: 2020/7697, 20/6/2023

Kararda, 5275 sayılı Kanunun 94/2. maddesi kapsamındaki cenazeye katılma izni bakımından iyi halli olma şartının aranmadığı ve bu nedenle kişi hakkında iyi hale dair bir şart aranmayacağı belirtilmiştir (paragraf 34, 38).

Rasul Kocatürk [GK], B. No: 2016/8080, 26/12/2019

Genel Kurul kararında, talebin mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması gerektiği, kamu makamlarının beklenen özeni göstermesi gerektiği ve talep tarihi ile kararın bildirimi arasında geçen üç günlük sürenin makul olmadığı belirtilmiştir (paragraf 62, 63, 64).

Bu kararların yanı sıra Beşir Doğan [2. B.], B. No: 2013/2335, 15/12/2015 ve Yavuz Geçim [2. B.], B. No: 2018/15011, 24/2/2021 kararlarında da aynı yöndeki değerlendirmelere yer verilmiştir.

Avukat Kaleminden Değerlendirme

Bu kararların ortak çizgisi şudur: Cenazeye katılma izni, kamu makamlarının lütfu değil, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının bir görünümüdür. Takdir yetkisi bulunması, gerekçesiz karar verilebileceği anlamına gelmez.

Uygulamada en sık karşılaşılan üç hata şunlardır:

Birincisi, soyut gerekçeyle ret. “Güvenlik bakımından sakınca bulunduğu” veya “soruşturmanın selameti” ifadeleri, hangi somut riskin bulunduğu açıklanmadan kullanıldığında geçerli bir gerekçe oluşturmaz. Anayasa Mahkemesi, güzergah üzerindeki somut risklerin belirtilmesini aramaktadır.

İkincisi, iyi hal şartının hatalı uygulanması. Cenaze izni ile mazeret izni farklı rejimlere tabidir. 94/2 kapsamındaki cenaze izninde iyi hal şartı aranmadığı halde, bu gerekçeyle ret kararı verilmesi doğrudan kanuna aykırılık oluşturur.

Üçüncüsü, sürenin geçirilmesi. Cenaze izni, doğası gereği saatlerle ölçülen bir taleptir. Talebin üç gün sonra cevaplanması, karar olumlu bile olsa hakkın özünü ortadan kaldırır. Anayasa Mahkemesi bu durumda defin işleminin tamamlanmış olmasını geç cevabın mazereti saymamaktadır.

Savunma açısından pratik sonuç şudur: Talep dilekçesi hazırlanırken güvenlik riski bulunmadığına dair somut veriler (kişinin disiplin durumu, daha önce sorunsuz izin kullanımı, güzergahın niteliği) baştan ortaya konulmalı, gider ödemesi gecikmeden yapılmalı ve ret kararı halinde hem infaz hakimliği hem de doğrudan bireysel başvuru seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir. Bireysel başvuruda süre, ret kararının öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar; bu nedenle karar elde edilir edilmez hukuki destek alınması önem taşır.

Bu yazının dayanağını oluşturan değerlendirmenin tam metnine Hukuki Haber’de yayımlanan yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Amca, dayı, hala veya teyzenin cenazesine katılınabilir mi?

Kanun ikinci derece dahil kan veya kayın hısımları ile eşi kapsamaktadır. Amca, dayı, hala ve teyze üçüncü derece kan hısımı olduğundan bu kapsamın dışındadır.

Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü cenazeye katılabilir mi?

5275 sayılı Kanunun 25. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar cenazeye katılma izninden yararlanamaz.

Cenazeyi geç haber aldım, izin hakkım düşer mi?

Mazeret izni, defin işlemleri ve sonrasında gerçekleştirilecek taziye süreci için de geçerlidir. Vefat haberinin geç alınması tek başına hakkın kullanılmasına engel değildir.

Talep dilekçesini avukat sunabilir mi?

Evet. Talep, tutuklu veya hükümlünün kendisi tarafından yapılabileceği gibi vekili tarafından da sunulabilir.

Bireysel başvurudan sonuç alınırsa ne olur?

İhlal kararı verilmesi halinde Anayasa Mahkemesi tazminata hükmedebilir. İnfaz hakimliğinin tazminat yetkisi bulunmadığından, bu yol başvurucu bakımından daha etkili sonuç doğurmaktadır.

Avukata Sor

Cenaze izni saatlerle yarışan bir taleptir. Yakınınızın bulunduğu kurum, talebin içeriği ve ret gerekçesi sürecin sonucunu belirler. Hızlı hareket edebilmek için hemen değerlendirelim.

Uyarı: Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenmektedir.

Ankara Avukat

Tutuklu ve hükümlülerin cenazeye katılma hakkı konusunda hukuki danışmanlık veren Ankara Barosu avukatı Fatih Gökçe

Av. Fatih Gökçe Kimdir?

Mesleğini Ankara Barosu’na bağlı olarak sürdüren Avukat Fatih Gökçe, Ankara Barosu bünyesindeki Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Komisyonu ve İnsan Hakları Merkezi gibi çeşitli kurul, merkez ve komisyonlarda aktif görevler üstlenmektedir. Bu görevlerin yanı sıra, demokratik kitle örgütleri nezdinde insan hakları, adalet ve özgürlük temelli çalışmalar yürütmekte; ayrıca çalışma alanlarına ilişkin akademik nitelikte araştırma ve yayın faaliyetleri de gerçekleştirmektedir.

Meslek yaşamı boyunca, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde hukuki uyuşmazlıkları bulunan kişilere hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmuştur. Her bir müvekkilinin hakkını, onurunu ve hukuki menfaatini adil yargılanma ve savunma hakkı ilkesi çerçevesinde korumayı temel mesleki değeri olarak benimsemektedir.

Savunma mesleğini yalnızca bir iş olarak değil, adaletin tesisine katkı sunan bir toplumsal sorumluluk olarak görmekte; müvekkillerinin haklarını kararlılıkla ve adalete erişim hakkı ilkesi doğrultusunda savunmaktadır. Detaylı bilgi için hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 Av. Fatih Gökçe — Tüm hakları saklıdır.
Hemen AraWhatsApp ile yazın