
TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır. 7499 sayılı Kanun ile yedi günlük genel süre iki haftaya çıkarılmıştır.
Yeni süre 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlara uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlarda eski yedi günlük süre geçerlidir.
İtiraz dilekçesi kararı veren mercie verilir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararlarına yapılan itirazı, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.
Yazı İçeriği
- Kısa Cevap: Tutuklama Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?
- İtiraz Süresi Kaç Gündür?
- Süre Tebliğden mi Öğrenmeden mi Başlar?
- Kimler İtiraz Edebilir?
- İtiraz Hangi Mercie Yapılır?
- İtiraz Mercii Tablosu
- Tutuklamanın Şartları Nelerdir?
- Tutuklama Kararının Gerekçeli Olması Zorunludur
- Adli Kontrol Varken Tutuklama Kararı Verilebilir mi?
- Katalog Suçlarda Tutuklama Zorunlu mudur?
- İtiraz Dilekçesinde Nelere Yer Verilmelidir?
- İtirazın İnceleme Usulü ve Savcı Görüşü
- İtiraz Süreci Adım Adım
- Azami Tutukluluk Süreleri
- Tutukluluğun Periyodik İncelenmesi: 30 Gün Kuralı
- Anayasa Mahkemesinin Tutuklamaya İlişkin Kararları
- Tutukluluğa İtirazın Duruşmasız İncelenmesi
- AİHM’nin Yaklaşımı
- İtiraz Reddedilirse Ne Yapılabilir?
- İtiraz ile Tahliye Talebi Arasındaki Fark
- Haksız Tutuklama Hâlinde Tazminat
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
Kısa Cevap: Tutuklama Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?
Tutuklama kararına itiraz, kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye verilecek bir dilekçeyle yapılır. Zabıt kâtibine beyanda bulunarak da itiraz edilebilir.
Süre, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır.
Kararı veren merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir. Yerinde görmezse en geç üç gün içinde dosyayı yetkili itiraz merciine gönderir.
İtiraz tek başına tahliye sonucu doğurmaz. İnceleme sonunda tutuklama kararı kaldırılabilir veya adli kontrol tedbirleriyle tahliyeye karar verilebilir.
Etkili bir itiraz için dilekçenin yalnızca serbest bırakılma talebinden ibaret olmaması gerekir. Tutuklama kararındaki gerekçelerin somut olay üzerinden tek tek çürütülmesi gerekir.
İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Süre iki haftadır. Bu konuda internette hâlâ yedi gün yazan çok sayıda kaynak bulunmaktadır. Bu bilgi güncel değildir.
Değişiklik 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılmıştır. Kanun 2 Mart 2024 tarihinde kabul edilmiş ve 12 Mart 2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
“268 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ‘yedi gün’ ibaresi ‘iki hafta’ şeklinde değiştirilmiştir.”
7499 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklik
Geçiş Kuralı: Hangi Dosyada Hangi Süre?
Bu nokta kaynakların neredeyse tamamında atlanmaktadır. Oysa eski dosyası olan kişiler için belirleyicidir.
Düzenleme 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen geçici hüküm uyarınca yeni süre, 1 Haziran 2024 tarihinde ve bu tarihten sonra verilen kararlara uygulanır.
Pratik sonuç şudur:
- 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar. İtiraz süresi iki haftadır.
- Bu tarihten önce verilen kararlar. İtiraz süresi yedi gündür.
Dosyada tarih kontrolü bu nedenle ilk yapılacak iştir.
Değişikliğin yayımlandığı Resmî Gazete nüshasına Resmî Gazete’nin resmî internet sitesi üzerinden ulaşılabilir.
Süre Tebliğden mi Öğrenmeden mi Başlar?
Bu ayrım uygulamada sık karıştırılır ve hak kaybına yol açar.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268. maddesinin birinci fıkrası, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren itiraz edilebileceğini öngörür. Hüküm “tebliğinden itibaren” demez.
7499 sayılı Kanun yalnızca süreyi uzatmıştır. Başlangıç anına dokunmamıştır. Bazı kaynaklarda başlangıcın tebliğe çevrildiği yazılmaktadır. Bu bilgi kanun metniyle bağdaşmaz.
Pratik sonuçları şunlardır:
- Tutuklama kararı sorgu sırasında yüze okunmuşsa süre o günden işlemeye başlar.
- Ayrıca bir tebligat beklenmez.
- Müdafiin kararı öğrendiği an da değerlendirmede dikkate alınır.
Bu nedenle itirazın mümkün olan en kısa sürede yapılması önerilir. Sürenin son gününe bırakılması, öğrenme tarihi tartışması doğduğunda risk oluşturur.
Kimler İtiraz Edebilir?
İtiraz hakkı yalnızca tutuklanan kişiye ait değildir. Kanun, hak sahiplerini genişletmiştir.
İtiraz yoluna başvurabilecek kişiler şunlardır:
- Şüpheli veya sanık. Hakkında tutuklama kararı verilen kişi.
- Müdafi. Şüphelinin veya sanığın açık iradesine aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.
- Yasal temsilci. Veli veya vasi, süresi içinde bağımsız olarak başvurabilir.
- Eş. Kanun, eşe de bağımsız başvuru hakkı tanımıştır.
- Cumhuriyet savcısı. Savcı kanun yollarına şüpheli veya sanığın lehine de başvurabilir.
Eşin ve yasal temsilcinin bağımsız itiraz hakkı önemlidir. Tutuklanan kişinin müdafii yoksa veya iletişim kurulamıyorsa bu yol devreye girer.
İtiraz Hangi Mercie Yapılır?
Burada iki aşamayı ayırmak gerekir. Dilekçenin verileceği merci ile itirazı inceleyecek merci farklıdır.
Dilekçe nereye verilir? Kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye verilir. Doğrudan üst mercie gönderilmez.
İtirazı kim inceler? Bu, kararı veren merciye göre değişir.
Soruşturma evresinde sulh ceza hâkimliği tarafından verilen tutuklama ve adli kontrol kararlarına yapılan itirazları inceleme yetkisi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.
Bir istisna vardır. Sulh ceza işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa, itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.
Burada bir ayrıntı daha önemlidir. Bu kural sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararlarına özgüdür. Sulh ceza hâkimliğinin diğer kararlarına yapılan itirazlarda farklı bir sistem uygulanır.
İtiraz Mercii Tablosu
| Kararı Veren Merci | İtirazı İnceleyecek Merci |
|---|---|
| Sulh ceza hâkimliği, tutuklama ve adli kontrol kararları | Yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi. Sulh ceza işleri asliye ceza hâkimince görülüyorsa ağır ceza mahkemesi başkanı |
| Sulh ceza hâkimliği, diğer kararlar | Numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hâkimliği, son numaralı ise bir numaralı hâkimlik. Tek hâkimlik varsa ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliği |
| Asliye ceza mahkemesi hâkimi | Yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi |
| Ağır ceza mahkemesi ve başkanı | Numara olarak kendisini izleyen ağır ceza dairesi, son numaralı ise bir numaralı daire. Tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi |
| Naip hâkim | Mensup olduğu ağır ceza mahkemesi başkanı |
| İstinabe edilen mahkeme | Bulunduğu yerdeki mahkeme başkanı veya mahkeme, genel esaslara göre |
| Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ceza dairesi üyesi | Görevli olduğu dairenin başkanı |
| Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ceza dairesi, ilk derece mahkemesi olarak | Numara olarak kendisini izleyen ceza dairesi, son numaralı ise bir numaralı ceza dairesi |
Yetkili merci farklı bir yerde bulunuyorsa, itirazın gecikmeden incelenmesi için gerekli tedbirleri kararı veren merci alır.
Tutuklamanın Şartları Nelerdir?
Etkili bir itiraz, tutuklamanın kanuni şartları üzerinden kurulur. Bu nedenle şartları bilmek gerekir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin birinci fıkrası şu hükmü içerir:
“Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.”
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100/1
Hükümden üç şart çıkar. Bu şartlar birlikte aranır. Maddenin resmî metni için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu incelenebilir.
Birinci Şart: Kuvvetli Suç Şüphesi ve Somut Deliller
Kanun yalnızca şüphe değil, kuvvetli şüphe arar. Ayrıca bu şüphenin somut delillere dayanması gerekir.
Dolayısıyla ihbar, soyut iddia veya varsayımlardan hareketle tutuklama kararı verilemez. Kararda hangi delillerin bulunduğu ve bu delillerin neden kuvvetli şüphe oluşturduğu açıklanmalıdır.
İkinci Şart: Tutuklama Nedeni
Kanunda iki tutuklama nedeni sayılmıştır:
- Kaçma tehlikesi. Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması.
- Delil karartma tehlikesi. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunulması hususunda kuvvetli şüphe bulunması.
Burada “somut olgular” ve “kuvvetli şüphe” ifadeleri belirleyicidir. Kararda yalnızca “kaçma şüphesi bulunmaktadır” veya “deliller henüz toplanmamıştır” yazılması yeterli değildir. Bu tehlikelerin hangi somut olaylara dayandığı açıklanmalıdır.
Kaçma şüphesinin değerlendirilmesinde şu hususlar önem taşır:
- Kişinin sabit ikametgâhının bulunması.
- Ailevi ve sosyal bağları.
- Mesleği ve düzenli işi.
- Soruşturma sürecindeki davranışları.
- Çağrıldığında yetkili makamlara başvurup başvurmadığı.
Üçüncü Şart: Ölçülülük
Tutuklama nedenlerinin bulunması, kişinin mutlaka tutuklanmasını gerektirmez. Kanun koyucu tutuklamayı zorunlu değil, ihtiyari olarak düzenlemiştir.
Bu nedenle koşullar bulunsa dahi, kişi hürriyetine yönelik müdahalenin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli ve ölçülü olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Tutuklama Yasağı
Kanun bazı hâllerde tutuklamayı açıkça yasaklar. Yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama yasaktır. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu yasağın dışındadır.
Tutuklama Kararının Gerekçeli Olması Zorunludur
İtiraz bakımından en güçlü hukuki dayanak budur.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca tutuklamaya, tutukluluğun devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda dört husus somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir:
- Kuvvetli suç şüphesini gösteren deliller.
- Tutuklama nedenlerinin varlığı.
- Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu.
- Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı.
Dördüncü başlık özellikle önemlidir. Hâkim veya mahkeme, adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağını hukuki ve fiili nedenleriyle açıklamak zorundadır.
Bu yükümlülük yalnızca ilk tutuklama kararı için değildir. Tutukluluğun devamına ve tahliye talebinin reddine ilişkin kararlar için de geçerlidir.
Uygulamada kararların bir bölümünde şu ifadeler tekrarlanmaktadır: “suçun vasıf ve mahiyeti”, “mevcut delil durumu”, “kaçma şüphesi” ve “adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı”.
Kanun hükümlerinin veya önceki kararların tekrarlanması tek başına yeterli bir gerekçelendirme değildir. Yargı makamlarının, tutuklamayı gerektiren koşulların somut olayda neden gerçekleştiğini ve bu koşulların devam edip etmediğini ortaya koyması gerekir.
Matbu gerekçe, itiraz dilekçesinin en güçlü dayanağıdır.
Adli Kontrol Varken Tutuklama Kararı Verilebilir mi?
Adli kontrol, tutuklamaya alternatif nitelikte bir koruma tedbiridir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Adli kontrol yükümlülükleri arasında şunlar bulunur:
- Yurt dışına çıkış yasağı.
- Belirli yerlere düzenli olarak başvurma.
- Konutu terk etmeme.
- Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmeme.
- Güvence yatırma.
- Elektronik izleme.
Bu yükümlülüklerle yargılamanın amacına ulaşılabilecekse, daha ağır bir tedbir olan tutuklamanın gerekliliği ayrıca ve özenle değerlendirilmelidir.
Örnek bir senaryo şudur. Şüphelinin sabit ikametgâhı var, kaçma yönünde bir girişimi olmamış ve delillerin önemli bölümü toplanmış. Bu durumda tutuklama yerine adli kontrolle yargılamanın güvence altına alınıp alınamayacağı değerlendirilmelidir.
Adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut gerekçelerle açıklanmadan verilen tutuklama kararı, ölçülülük ilkesi bakımından hukuka aykırılık oluşturabilir.
Bu nedenle itiraz dilekçesinde kademeli talep kurulması önerilir. Öncelikle tahliye, bu kabul edilmezse adli kontrol tedbirleriyle salıverilme talep edilir.
Katalog Suçlarda Tutuklama Zorunlu mudur?
Hayır. Bu konuda yaygın bir yanlış anlama vardır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin üçüncü fıkrasında belirli suçlar bakımından kuvvetli suç şüphesinin bulunması hâlinde tutuklama nedeninin var sayılabileceği düzenlenmiştir. Bu suçlar uygulamada katalog suçlar olarak adlandırılır.
Katalog kapsamındaki başlıca suçlar şunlardır:
- Soykırım ve insanlığa karşı suçlar.
- Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti.
- Kasten öldürme.
- Kasten yaralamanın belirli nitelikli hâlleri ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama.
- Kadına karşı işlenen kasten yaralama.
- Sağlık personeline görevi sırasında veya görevi dolayısıyla işlenen kasten yaralama.
- İşkence.
- Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı.
- Hırsızlık ve yağma.
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti.
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, belirli fıkralar hariç.
- Devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene karşı suçlar.
- Silah kaçakçılığı, zimmet, kaçakçılık ve kültür varlıklarına ilişkin belirli suçlar.
- Kasten orman yakma.
- Toplantı ve gösteri yürüyüşleri mevzuatındaki belirli suçlar.
- Terörle mücadele mevzuatındaki belirli suçlar.
Bir suçun katalogda yer alması, kişinin mutlaka tutuklanması gerektiği anlamına gelmez. Kanunda kullanılan “var sayılabilir” ifadesi tutuklamayı zorunlu kılmaz.
Katalog suçlarda da şu üç husus ayrıca değerlendirilmelidir:
- Kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanması.
- Tutuklamanın ölçülü olması.
- Adli kontrolün neden yetersiz kalacağı.
Özellikle tutukluluğun devamına ilişkin incelemelerde, belirli bir zamanın geçmesi ve delillerin toplanması gibi gelişmeler göz önünde bulundurularak tedbirin hâlen gerekli olup olmadığı yeniden değerlendirilmelidir.
Yalnızca isnat edilen suçun katalogdan olması gerekçesiyle, kişiye özgü koşullar incelenmeksizin tutuklama tedbirinin uygulanması veya sürdürülmesi hukuken tartışmalıdır.
İtiraz Dilekçesinde Nelere Yer Verilmelidir?
İtiraz dilekçesi, serbest bırakılma talebinden ibaret olmamalıdır. Etkili bir dilekçe, tutuklama kararındaki her gerekçeyi karşılar.
Dilekçede şu başlıklar işlenmelidir:
- Kuvvetli suç şüphesine ilişkin itiraz. Dosyadaki delillerin kuvvetli şüphe oluşturmaya yeterli olup olmadığı, hangi delilin hangi nedenle yetersiz kaldığı.
- Kaçma şüphesine ilişkin itiraz. Sabit ikametgâh, aile bağları, meslek, çağrıldığında gelmiş olma, pasaport durumu.
- Delil karartma tehlikesine ilişkin itiraz. Delillerin toplanmış olması, dijital materyallere el konulmuş olması, tanıkların dinlenmiş olması.
- Ölçülülüğe ilişkin itiraz. İsnat edilen suçun öngördüğü ceza, mahkûmiyet hâlinde ertelenme veya seçenek yaptırıma çevrilme ihtimali.
- Adli kontrole ilişkin kademeli talep. Hangi adli kontrol tedbirinin yeterli olacağı somut biçimde önerilir.
- Gerekçe denetimine ilişkin itiraz. Kararın matbu ifadelerden ibaret olduğu, somutlaştırma yapılmadığı.
Dilekçeye eklenebilecek belgeler şunlardır:
- İkametgâh belgesi.
- Çalışma veya işyeri kaydı, SGK hizmet dökümü.
- Sağlık raporları, varsa sürekli tedavi belgeleri.
- Aile durumunu gösteren nüfus kayıt örneği.
- Önceki çağrılara uyulduğunu gösteren tutanaklar.
- Sabıka kaydı.
İtirazın hukuki dayanaklarla birlikte dosyadaki somut olgulara dayandırılması, tutuklama tedbirinin gerekliliğinin etkili biçimde denetlenmesi bakımından önemlidir.
İtirazın İnceleme Usulü ve Savcı Görüşü
İtiraz kural olarak duruşma yapılmaksızın incelenir. Merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısını, sonra müdafi veya vekili dinler.
Burada çoğu kaynakta yer almayan önemli bir usul güvencesi vardır.
Tutuklamaya ve salıverilme istemlerine ilişkin itirazlarda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmışsa, bu görüş şüpheliye, sanığa veya müdafie bildirilir. İlgili taraf üç gün içinde kendi görüşünü bildirebilir.
Bu hüküm silahların eşitliği ilkesinin somut yansımasıdır. Savcı görüşünün bildirilmemesi, itirazın usul yönünden sakatlanmasına yol açabilir.
Bir diğer önemli nokta itirazın etkisidir. İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz. Ancak kararına itiraz edilen merci veya itirazı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir.
Merci itirazı yerinde görürse aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.
Merciin Kararına Karşı Yeniden İtiraz
Kural olarak merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir.
Bir istisna vardır. Merci ilk defa kendisi tutuklama kararı vermişse, bu karara karşı itiraz yoluna başvurulabilir. Bu durumda ikinci bir itiraz hakkı doğar.
İtiraz Süreci Adım Adım

Sürecin işleyişi yukarıdaki şemada özetlenmiştir. Aşağıda her adımın ayrıntısı verilmiştir.
Birinci adım. Tutuklama kararı tefhim veya tebliğ edilir. Süre bu andan itibaren işlemeye başlar.
İkinci adım. İtiraz dilekçesi kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye sunulur. Tutuklu kişi dilekçesini ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla da verebilir.
Üçüncü adım. Kararı veren merci itirazı inceler. Yerinde görürse kararını düzeltir. Görmezse en geç üç gün içinde dosyayı yetkili mercie gönderir.
Bu üç günlük süre, itirazın yetkili mercie gönderilmesine ilişkindir. Her itirazın mutlaka üç gün içinde sonuçlandırılacağı anlamına gelmez.
Dördüncü adım. İtiraz mercii inceleme yapar ve karar verir. Kararı kaldırabilir, adli kontrolle tahliyeye hükmedebilir veya itirazı reddedebilir.
Beşinci adım. İtiraz reddedilirse süreç bitmez. Her aşamada tahliye talep edilebilir. Koşulları varsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu da değerlendirilir.
Azami Tutukluluk Süreleri
Tutukluluk süresiz değildir. Kanun azami süreler öngörmüştür.
Kovuşturma evresi bakımından süreler şöyledir:
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde. En çok bir yıl. Zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek altı ay uzatılabilir.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde. En çok iki yıl. Gerekçeli uzatmayla toplam süre üç yılı geçemez.
- Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar ile terör suçlarında. Uzatma süresi daha uzundur, toplam süre beş yılı geçemez.
Soruşturma evresi bakımından ayrı tavanlar belirlenmiştir:
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ay.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde bir yıl.
- Katalog suçlar ve toplu işlenen suçlarda bir yıl altı ay, gerekçeli olarak altı ay uzatılabilir.
Çocuklar bakımından süreler indirimli uygulanır. Suç tarihinde on beş yaşını doldurmamış olanlarda süreler yarı, on sekiz yaşını doldurmamış olanlarda dörtte üç oranında uygulanır.
Uzatma kararları Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanık ile müdafii dinlenerek verilir.
Azami sürenin hesabında önemli bir ilke vardır. Süre, aynı dosyadaki tüm suçlar bakımından bir bütün olarak uygulanır. Her suç için ayrı ayrı işlemez.
Tutukluluğun Periyodik İncelenmesi: 30 Gün Kuralı
Bu başlıkta sık yapılan bir karıştırmayı düzeltmek gerekir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca soruşturma evresinde, şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluğun devamının gerekip gerekmediği incelenir.
İnceleme Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yapılır. İnceleme şüpheli veya müdafii dinlenerek gerçekleştirilir.
Şüpheli bu incelemeyi kendisi de isteyebilir. Bu, pasif beklemek yerine aktif bir yol kullanmayı sağlar.
Kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında veya otuz günlük süre içinde resen karar verir.
Doksan Gün İfadesi Nereden Geliyor?
Bazı kaynaklarda 108. madde anlatılırken doksan günlük bir süreden söz edilir. Bu bilgi yanlış yerde kullanılmaktadır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 108. maddesinin metninde doksan gün ibaresi yoktur. Doksan günlük süre, terörle mücadele mevzuatındaki geçici bir hükümle belirli suçlara özgü olarak getirilmiştir.
Bu özel düzenlemeye göre inceleme otuz günde bir dosya üzerinden, doksan günde bir ise kişi veya müdafii dinlenerek yapılır.
Dolayısıyla genel kural ile özel düzenleme birbirine karıştırılmamalıdır.
Anayasa Mahkemesinin Tutuklamaya İlişkin Kararları
Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin hukuka uygunluğunu değerlendirirken kuvvetli suç şüphesinin yanı sıra tedbirin meşru bir amaca dayanıp dayanmadığını ve ölçülü olup olmadığını da inceler.
Ramazan Aydoğdu Kararı
Anayasa Mahkemesinin 15/10/2025 tarihli Ramazan Aydoğdu (B. No: 2022/4860) kararı, ölçülülük denetimi bakımından önemli tespitler içerir.
Başvurucu hakkında bilişim sistemindeki verilere ve kişisel verilere ilişkin suçlamalar nedeniyle tutuklama tedbiri uygulanmıştır.
AYM, Ramazan Aydoğdu, B. No: 2022/4860, 15/10/2025
Mahkeme, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu değerlendirmesini temelsiz bulmamakla birlikte tutuklamanın ölçülü olup olmadığını ayrıca incelemiştir. İsnat edilen suçların öngördüğü ceza miktarı, mahkûmiyet hâlinde cezanın adli para cezasına çevrilmesi, ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması ihtimali ile adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının ortaya konulmamış olması birlikte değerlendirilmiştir. Başvurucunun yaklaşık altı ay tutuklu kalmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Avukat değerlendirmesi: Bu karar, itiraz dilekçelerine yeni bir argüman kazandırmıştır. Dilekçede yalnızca kaçma şüphesinin bulunmadığını yazmak yeterli değildir. İsnat edilen suçun öngördüğü cezanın miktarı, bu cezanın mahkûmiyet hâlinde ertelenme veya seçenek yaptırıma çevrilme ihtimali ve tutuklulukta geçen sürenin bu ihtimaller karşısında ulaştığı nokta birlikte gösterilmelidir. Beklenen cezanın büyük bölümünün tutuklulukla fiilen infaz edilmiş olması, ölçülülük itirazının en güçlü hâlidir. Bu ihtimallerin varlığı kendiliğinden tutuklama yasağı oluşturmaz, ancak denetimde ağırlıklı bir unsurdur.
Tutukluluğa İtirazın Duruşmasız İncelenmesi
Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, tutukluluğunun hukuka uygunluğunun kısa sürede incelenmesini ve hukuka aykırı olması durumunda serbest bırakılmasını sağlayacak etkili bir yargısal başvuru hakkına sahiptir.
Bu hakkın etkili kullanımı, yalnızca dilekçe sunulabilmesine bağlı değildir. İtirazın uygun yargısal güvenceler altında değerlendirilmesi de gerekir.
Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uyulması gerektiğini kabul eder.
Önder Çetin Kararı
Anayasa Mahkemesinin Önder Çetin (B. No: 2020/35096, 14/12/2023) kararında, tutukluluk incelemelerinin ve itirazların kişi hâkim veya mahkeme önüne çıkarılmadan gerçekleştirilmesi değerlendirilmiştir.
Mahkeme, başvurucunun iki ay on beş gün boyunca hâkim huzuruna çıkarılmaksızın tutukluluğunun dosya üzerinden incelendiği koşullarda, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, her itirazın mutlaka duruşmalı incelenmesi gerektiği yönünde bir yaklaşım benimsememektedir. Belirleyici olan, kişinin makul aralıklarla hâkim önünde dinlenebilmesi ve iddialarını etkili biçimde ileri sürme imkânına sahip olmasıdır.
M.S. Kararı
Anayasa Mahkemesinin M.S. (B. No: 2020/15221, 5/10/2023) kararında da tutukluluğun duruşmasız incelenmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.
Bu kararın özel değeri şudur. Kanunda öngörülen azami inceleme süresi aşılmamış olsa bile, kişinin uzun süre hâkim önüne çıkarılmaması ihlal oluşturabilir. Yani kanuna şeklen uygunluk tek başına yeterli değildir.
Anayasa Mahkemesinin bu alandaki diğer kararları, sürelerin ihlal değerlendirmesinde nasıl rol oynadığını gösterir. Bir aydan biraz uzun süren dosya üzerinden incelemelerde ihlal bulunmayabilirken, üç ay ve üzeri sürelerde ihlal sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu kararlar, tutukluluğa yönelik yargısal denetimin yalnızca şeklen gerçekleştirilmesinin yeterli olmadığını gösterir.
AİHM’nin Yaklaşımı
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını güvence altına alır.
Sözleşme’nin 5. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, tutulmasının hukuka uygunluğunu kısa süre içinde inceletebilme ve hukuka aykırılık hâlinde serbest bırakılmasını sağlayabilme hakkına sahiptir.
AİHM’ye göre tutukluluğun devamına ilişkin kararların ilgili ve yeterli gerekçelere dayanması, özgürlükten yoksun bırakmanın keyfî olmaması ve tutuklamanın gerekliliğinin somut olgularla ortaya konulması gerekir.
Erişen ve diğerleri/Türkiye (B. No: 7067/06, 3/4/2012) kararında tutukluluğa ilişkin itirazların etkili biçimde incelenmesi hakkı değerlendirilmiştir. Mahkeme, başvurucuların hâkim önüne çıkarılmadan tutukluluklarının incelendiği süreleri dikkate alarak ihlal sonucuna ulaşmıştır.
AİHM içtihadına göre kişi hürriyetinin söz konusu olduğu durumlarda, tutukluluğun hukuka uygunluğunu denetleme hakkı teorik veya şekli bir güvenceden ibaret kalmamalıdır. Uygulamada etkili şekilde kullanılabilmelidir.
İtiraz Reddedilirse Ne Yapılabilir?
İtirazın reddedilmesi yolun sonu değildir. Birden fazla seçenek açık kalır.
Salıverilme istemi. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini isteyebilir. İstem duruşma dışında üç gün içinde karara bağlanır. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda bu süre yedi gündür.
Periyodik inceleme talebi. Tutukluluk hâli belirli aralıklarla yeniden incelenir. Şüpheli bu incelemeyi kendisi de isteyebilir.
Yeni gelişmelere dayalı talep. Zaman içinde tutuklama nedenleri ortadan kalkabilir veya tutukluluk ölçüsüz hâle gelebilir. İlk tutuklama kararının hukuka uygun olduğu kabul edilse bile bu mümkündür.
Yeni taleplerde öne sürülebilecek gelişmeler şunlardır:
- Delillerin toplanmış olması ve delil karartma tehlikesinin ortadan kalkması.
- Tanıkların dinlenmiş olması.
- Bilirkişi raporunun gelmiş olması.
- İddianamenin düzenlenmiş ve kabul edilmiş olması.
- Tutuklulukta geçen sürenin beklenen cezaya yaklaşması.
- Sağlık durumunda ortaya çıkan değişiklikler.
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru. Tutukluluğun hukuka aykırılığına ilişkin iddialar bakımından bu yol gündeme gelebilir. Başvuru süresi, itirazın reddinin öğrenilmesinden itibaren otuz gündür.
Bireysel başvuru usulü ve koşulları hakkında ayrıntılı bilgi için Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları sayfamıza bakabilirsiniz.
İtiraz ile Tahliye Talebi Arasındaki Fark
Bu iki yol sık karıştırılır. Aradaki farkı bilmek, süre kaçırıldığında ne yapılacağını belirler.
İtiraz bir kanun yoludur. Belirli bir karara karşı, belirli bir süre içinde kullanılır. Amaç, kararın hukuka uygunluğunun üst merci tarafından denetlenmesidir. Süre iki haftadır.
Tahliye talebi ise bir kanun yolu değildir. Süreye tabi değildir. Soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yapılabilir. Amaç, tutukluluğun devamının hâlen gerekli olup olmadığının yeniden değerlendirilmesidir.
Pratik sonuç şudur. İki haftalık itiraz süresi geçmişse yol kapanmaz. Tahliye talebi her zaman yapılabilir ve reddedilmesi hâlinde bu ret kararına karşı yeniden itiraz edilebilir.
Haksız Tutuklama Hâlinde Tazminat
Tutuklama tedbirinin hukuka aykırı uygulanması veya kişinin sonradan beraat etmesi hâlinde tazminat hakkı doğabilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 ve devamı maddeleri bu hakkı düzenler. Başvuru süresi, karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıldır.
Önemli bir ayrım vardır. Tazminat talebinin hangi hukuki nedene dayandığına göre görevli merci değişir. Tutuklamanın kanuni koşullara aykırı olduğu iddiası ağır ceza mahkemesine, kanuna uygun tutuklamanın ardından beraat kararı verilmesi iddiası ise Tazminat Komisyonuna gider.
Konunun ayrıntıları için haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası ve fazla tutukluluk nedeniyle tazminat başlıklı yazılarımız incelenebilir.
Tutuklama uygulamasının genel seyrine ilişkin değerlendirmemiz için ayrıca yargı reformu strateji belgesi ve kitlesel tutuklama riski başlıklı yazımıza bakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tutuklama kararına itiraz süresi kaç gündür?
Süre iki haftadır. 7499 sayılı Kanun ile yedi günlük genel itiraz süresi iki haftaya çıkarılmıştır. Yeni süre 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlara uygulanır.
Tutuklama kararına itiraz edebilecek kişiler kimlerdir?
Şüpheli veya sanık, müdafi, yasal temsilci ve eş itiraz edebilir. Cumhuriyet savcısı da kanun yollarına başvurabilir ve bunu şüphelinin lehine yapabilir.
Tutuklamanın şartları nelerdir?
Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, kanunda sayılan bir tutuklama nedeni ve ölçülülük birlikte aranır. Yalnızca adli para cezasını gerektiren veya üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
Tutuklama kararı sonrası ne olur?
Karar şüpheliye bildirilir ve bir örneği verilir. İtiraz hakkı hatırlatılır. Tutukluluk soruşturma evresinde en geç otuzar günlük sürelerle yeniden incelenir. Her aşamada salıverilme istenebilir.
Tutuklama gözden geçirme itirazı nasıl yapılır?
Tutukluluğun devamına ilişkin kararlara da itiraz edilebilir. Dilekçe kararı veren mercie verilir. Ayrıca şüpheli, tutukluluğun incelenmesini kendisi de isteyebilir.
Tutuklamaya itiraz dilekçesi nereye verilir?
Kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye verilir. Tutuklu kişi dilekçesini ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla da sunabilir.
Savcı tutukluyu serbest bırakabilir mi?
Tutuklama ve tahliye kararı verme yetkisi hâkim ve mahkemelere aittir. Cumhuriyet savcısı tutuklama kararı veremez. Ancak salıverilme talebinde bulunabilir ve kanun yollarına şüphelinin lehine başvurabilir.
İtiraz kaç günde sonuçlanır?
Kanunda kesin bir karar süresi yoktur. Karar mümkün olan en kısa sürede verilir. Kararı veren merci itirazı yerinde görmezse en geç üç gün içinde dosyayı yetkili mercie gönderir.
Tutukluluk süresi cezadan düşer mi?
Düşer. Mahkûmiyet hâlinde tutuklulukta geçen süre hükmolunan cezadan mahsup edilir. Tutuklulukta geçen sürenin hükmolunan cezadan fazla olması hâlinde ise ayrıca tazminat hakkı gündeme gelebilir.
Adli para cezası gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilir mi?
Verilemez. Yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama yasaktır. Hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da kural olarak tutuklama kararı verilemez.
İtiraz süresini kaçırdım, ne yapabilirim?
Yol kapanmaz. Her aşamada tahliye talep edilebilir. Tahliye talebinin reddi hâlinde bu ret kararına karşı yeniden itiraz edilebilir.
Sonuç
Tutuklama, ceza yargılamasının amacına ulaşmasını sağlamak üzere başvurulabilecek istisnai bir koruma tedbiridir. Kişinin suçlu olduğu yönünde bir yargı oluşturmaz. Yargılama sonuçlanmadan cezalandırma amacıyla da kullanılamaz.
Bu nedenle tutuklama kararı verilirken ve tutukluluğun devamı değerlendirilirken dört unsur birlikte ele alınmalıdır. Kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri, ölçülülük ve adli kontrol seçenekleri.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da aynı yönü gösterir. Özgürlükten yoksun bırakmanın somut gerekçelere dayanması, tutukluluğun gerekliliğinin düzenli denetlenmesi ve itiraz hakkının etkili kullanılabilmesi gerekir.
Tutuklama kararına itiraz yalnızca bir usul işlemi değildir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunmasını sağlayan temel güvencelerden biridir. Bu nedenle itiraz sürecinde tutuklama gerekçelerinin somut olaya özgü biçimde incelenmesi ve başvuru yollarının süresinde kullanılması belirleyicidir.
Avukata Sor
Tutuklama kararına itirazda süre iki haftadır ve kararın öğrenildiği günden işler. İtirazın etkili olması, kararın gerekçesindeki her unsurun somut olay üzerinden karşılanmasına bağlıdır. Yakınınız hakkında tutuklama kararı verildiyse vakit kaybetmeden değerlendirme yapılması gerekir. Büromuza başvurabilirsiniz.
Uyarı: Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenmektedir.
Diğer çalışma alanlarımız için Ankara Avukat sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Av. Fatih Gökçe Kimdir?
Mesleğini Ankara Barosu’na bağlı olarak sürdüren Avukat Fatih Gökçe, Ankara Barosu bünyesindeki Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Komisyonu ve İnsan Hakları Merkezi gibi çeşitli kurul, merkez ve komisyonlarda aktif görevler üstlenmektedir. Bu görevlerin yanı sıra, demokratik kitle örgütleri nezdinde insan hakları, adalet ve özgürlük temelli çalışmalar yürütmekte; ayrıca çalışma alanlarına ilişkin akademik nitelikte araştırma ve yayın faaliyetleri de gerçekleştirmektedir.
Meslek yaşamı boyunca, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde hukuki uyuşmazlıkları bulunan kişilere hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmuştur. Her bir müvekkilinin hakkını, onurunu ve hukuki menfaatini adil yargılanma ve savunma hakkı ilkesi çerçevesinde korumayı temel mesleki değeri olarak benimsemektedir.
Savunma mesleğini yalnızca bir iş olarak değil, adaletin tesisine katkı sunan bir toplumsal sorumluluk olarak görmekte; müvekkillerinin haklarını kararlılıkla ve adalete erişim hakkı ilkesi doğrultusunda savunmaktadır.
Bu yazı için önerilen SEO başlık ve açıklama örneği
Title: Tutuklama Kararına İtiraz: Süresi ve Mercii – 2026
Description: Tutuklama kararına itiraz süresi iki haftadır. İtiraz mercii, dilekçe gerekçeleri ve tutuklamanın şartları.
