
CEZAEVİ YEMEK BORCU her hükümlüden tahsil edilemez. Borcun dayanağı 5275 sayılı Kanun değil, 1934 tarihli 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesidir.
Maddenin son fıkrası iki istisna getirir. İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedeli alınmaz.
Ödeme gücü araştırması, cebrî tahsilden önce yerine getirilmesi gereken zorunlu bir kanuni güvencedir. Araştırma yapılmadan düzenlenen ödeme emirleri idare mahkemesi kararlarında hukuka aykırı bulunmaktadır. Ödeme emrine karşı dava açma süresi on beş gündür.
Yazı İçeriği
- Kısa Cevap: Cezaevi Yemek Borcu Her Hükümlüden Alınır mı?
- Yasal Dayanak: 2548 Sayılı Kanun mu, 5275 Sayılı Kanun mu?
- Kanun, Yönetmelik ve İaşe Mevzuatı
- Cezaevi Yemek Borcu Kimlerden Alınmaz?
- Tutuklulardan İaşe Bedeli İstenebilir mi?
- Beraat Eden Kişiden Yemek Bedeli Talep Edilebilir mi?
- Tahsil Edilebilmesi İçin Aranan Şartlar
- Ödeme Gücü Nasıl Araştırılır?
- İaşe Bedeli Nasıl Hesaplanır? Kanun ile Uygulama Arasındaki Çelişki
- Başvuru Yolları ve Süreler
- Başvuru Yolları ve Süreler Tablosu
- Görevli Mahkeme Tartışması
- Ödeme Emrinin İptali Sebepleri
- Zamanaşımı: Beş Yıllık Süre
- Borç Ödenmezse Ne Olur?
- Cezaevi Yemek Borcunun İptaline İlişkin İdare Mahkemesi Kararları
- Toplanması Gereken Belgeler
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
Cezaevi Yemek Borcu Her Hükümlüden Alınır mı?
Hayır, alınmaz. Cezaevinde kalmış olmak, yemek bedelinin her koşulda ödenmesi gerektiği anlamına gelmez.
2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi iki grup kişiyi açıkça istisna tutar. İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedeli alınmaz.
Kanun ayrıca bir usul şartı getirir. Borç ödenmediğinde Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlünün ödeme gücünün bulunup bulunmadığını araştırmak zorundadır. Bu araştırma yapılmadan cebrî tahsile geçilemez.
Uygulamadaki sorun tam buradan doğar. Hükümlü adına bordro düzenlenir, ödeme yapılmaz ve dosya tahsil dairesine gönderilir. Araştırma ya hiç yapılmaz ya da sonucuna ilişkin değerlendirme tamamlanmaz. Ardından vergi dairesinden ödeme emri gelir.
İdare mahkemeleri bu işlemleri istikrarlı biçimde iptal etmektedir. Aşağıda beş güncel karar ayrıntılı incelenmiştir.
Borç çoğu zaman tahliyeden yıllar sonra ortaya çıkar. Bu nedenle ödeme emrinin tebliğ tarihi kritiktir. Dava açma süresi on beş gündür.
Yasal Dayanak: 2548 Sayılı Kanun mu, 5275 Sayılı Kanun mu?
Bu ayrım sıkça karıştırılır ve karıştırıldığında dilekçeler yanlış maddeye dayandırılır.
İaşe bedelinin dayanağı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun değildir. Bu Kanun’da yiyecek bedelinin tahsiline ilişkin bir hüküm bulunmaz.
5275 sayılı Kanun’un 72. maddesi hükümlünün beslenmesini düzenler. Maddeye göre hükümlüye, Adalet ve Sağlık bakanlıklarınca birlikte belirlenen kalori esasına göre besin ve içme suyu verilir. Besinlerin nitelik ve nicelik olarak besleyici, sağlık koşullarına uygun ve makul çeşitlilikte olması aranır. Hükümlünün yaşı, sağlık durumu, işinin özelliği ile dinî ve kültürel gereklilikleri dikkate alınır.
Görüldüğü üzere 72. madde devletin besleme yükümlülüğünü düzenler. Bu hizmetin bedelini kimin karşılayacağını belirlemez.
Tahsilin dayanağı başka bir kanundur. 2548 sayılı Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun 1934 yılında kabul edilmiştir. Kanun’un 2. maddesi yiyecek bedelini düzenler.
Maddenin getirdiği yapı şöyledir:
- Cezaevinde bulunan her mahkûm yiyecek bedelini ödemekle yükümlüdür.
- Bedeller kurum yönetimlerince altı ayda bir bordro ile hesaplanır.
- Cezası altı aydan kısa olanların bordrosu, salıverilmeden bir hafta önce hazırlanır.
- Bordrolar mahkûma tebliğ edilir.
- Ödenmeyen bedeller için Cumhuriyet Başsavcılıkları ödeme gücünü araştırır.
- Araştırma, ikametgâhın bulunduğu yerdeki belediye veya kanunda belirtilen diğer idari merciler aracılığıyla yapılır.
- Ödeme gücü bulunduğu anlaşılanlardan alacak, amme alacaklarının tahsili usulüne göre tahsil edilir.
- Alacak, mahkûmiyetin bitiş tarihinden itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir.
- İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedeli alınmaz.
İaşe bedeli bir adli para cezası veya disiplin cezası değildir. Kamu alacağı niteliğindedir. Kanuni şartlar gerçekleştiğinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında tahsil edilir.
2548 sayılı Kanun’un resmî metni için mevzuat bilgi sistemi ve Adalet Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığı tarafından yayımlanan kanun metni incelenebilir.
Kanun, Yönetmelik ve İaşe Mevzuatı
Konu üç kademeli bir mevzuat yapısına dayanır. Bu yapıyı görmek, hangi iddianın hangi norma dayandırılacağını netleştirir.
Kanun kademesi. 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi tahsil yükümlülüğünü ve istisnaları belirler. Aynı Kanun’un 4. maddesi hesaplama yöntemini düzenler. 5275 sayılı Kanun’un 72. maddesi beslenme standardını, 116. maddesi ise tutuklular hakkında uygulanacak hükümleri gösterir.
Yönetmelik kademesi. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik, hükümlünün beslenmesinde 5275 sayılı Kanun’un 72. maddesi hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Aynı Yönetmelik kurum tabibine iaşenin kalitesini, miktarını ve dağıtım şeklini denetleme görevi verir. Yönetmelikte yiyecek bedelinin tahsiline ilişkin bir hüküm bulunmaz.
İaşe mevzuatı kademesi. Hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu personelinin iaşesine ilişkin düzenleme, günlük iaşe miktarının Sağlık Bakanlığı ile birlikte belirlenen kalori ihtiyacı ve bütçe imkânları dikkate alınarak saptanacağını öngörür.
Bu üç kademeden iki önemli sonuç çıkar.
Birinci sonuç. Tahsil yetkisi yalnızca 2548 sayılı Kanun’dan doğar. Yönetmelik düzeyinde tahsil hükmü yoktur. Dolayısıyla tahsil işlemlerinin tamamı 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki usule uygun olmak zorundadır.
İkinci sonuç. İaşe miktarı idarece, bütçe imkânları dikkate alınarak belirlenir. Bu belirleme yöntemi, 2548 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki hesaplama kuralıyla karşılaştırılmalıdır. Bu konu aşağıda ayrıca incelenmiştir.
Cezaevi Yemek Borcu Kimlerden Alınmaz?
2548 sayılı Kanun’un 2. maddesinin son fıkrası açıktır:
“İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz.”
2548 sayılı Kanun m. 2
Bu düzenleme iki temel istisna getirir.
Ödeme Gücü Bulunmayan Hükümlüler
Hükümlünün ekonomik durumuna ilişkin yapılacak araştırma sonucunda borcu ödeme gücünün bulunmadığı tespit edilirse, kendisinden yemek bedeli tahsil edilemez.
Burada iki yanlış uygulama vardır. Birincisi, ödeme gücünün hiç araştırılmaması. İkincisi, araştırma yapılmış gibi görünse de sonucuna ilişkin bir değerlendirme yapılmamasıdır. Aşağıda incelenen Bolu İdare Mahkemesi kararı tam bu ikinci duruma ilişkindir.
İşyurtlarında Çalıştırılan Hükümlüler
Kanun, ceza infaz kurumu işyurtlarında çalıştırılan hükümlülerden yiyecek bedeli alınmayacağını açıkça düzenlemiştir.
Bu istisna ispat bakımından görece kolaydır. Kurum kayıtları, işyurdu çalışma belgeleri ve ücret kayıtları delil olarak kullanılabilir. Hükümlünün hangi dönemlerde çalıştığı ve hangi dönemlerde çalışmadığı belirlenerek borcun hesabı sorgulanabilir.
Statü Ayrımı
Üçüncü bir ayrım daha vardır. 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki yükümlülük, mahkûmiyet nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan kişilere ilişkindir. Madde metni mahkûm ifadesini kullanır.
Bu nedenle cezaevinde bulunmuş her kişiden koşulsuz olarak iaşe bedeli talep edilmesi hukuken mümkün değildir. Tutuklular ile hükümlüler arasında hukuki statü bakımından ayrım yapılması gerekir.
Tutuklulardan İaşe Bedeli İstenebilir mi?
Bu soru iki normun birlikte okunmasıyla cevaplanır.
Birinci norm. 5275 sayılı Kanun’un 116. maddesi, tutukluluk haliyle bağdaştığı ölçüde tutuklular hakkında uygulanacak hükümleri sayar. Bu sayımda 65 ile 76 arasındaki maddeler yer alır. Beslenmeyi düzenleyen 72. madde bu aralığın içindedir.
Bunun anlamı şudur. Devletin besleme yükümlülüğü tutuklular bakımından da aynı standartta geçerlidir. Tutuklu da kalori esasına göre belirlenen besin ve içme suyunu alır.
İkinci norm. 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi ise yükümlülüğü mahkûmlara bağlar. Madde metninde tutuklulardan söz edilmez.
İki normun birlikte okunmasından çıkan sonuç nettir. Devlet tutukluyu beslemekle yükümlüdür, ancak 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi tutukluluk dönemi için bir ödeme yükümlülüğü öngörmemiştir.
Bu tespitin pratik önemi büyüktür. Kişi hakkında sonradan mahkûmiyet kararı verilmiş ve tutuklulukta geçen süre cezasından mahsup edilmiş olabilir. Mahsup işlemi infaz hesabına ilişkin bir işlemdir. Kişinin tutuklulukta bulunduğu dönemdeki hukuki statüsünü geriye dönük olarak mahkûmiyete çevirmez.
Bu nedenle bordroda tutukluluk dönemine ait günler bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. Varsa, bu günlere ilişkin bedelin iptali ayrıca talep edilebilir.
Beraat Eden Kişiden Yemek Bedeli Talep Edilebilir mi?
Bu senaryo en ağır mağduriyetleri doğuran senaryodur ve kaynaklarda nadiren işlenir.
Kişi tutuklu olarak kurumda kalmıştır. Yargılama sonunda beraatine karar verilmiştir. Yıllar sonra yiyecek bedeli için ödeme emri tebliğ edilir.
Hukuki durum şöyledir. 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki yükümlülük mahkûmiyete bağlıdır. Beraat kararı verildiğinde hiçbir zaman mahkûmiyet doğmamıştır. Aynı sonuç, ceza verilmesine yer olmadığı kararı, düşme kararı ve kovuşturmanın durması halinde de geçerlidir.
Dolayısıyla borcun doğduğu söylenemez. Bu durum, ödeme emrine karşı açılacak davada ileri sürülebilecek en güçlü iddialardan biridir. Ödeme emrine karşı dava sebeplerinden biri borcun bulunmadığı iddiasıdır.
Bu iddiayı desteklemek için şu belgeler sunulmalıdır:
- Beraat veya diğer karar türünün kesinleşme şerhli nüshası.
- Kurumda kalınan dönemi gösteren tutuklama ve tahliye kararları.
- Bordronun hangi günleri kapsadığını gösteren dökümü.
Koruma tedbirleri nedeniyle doğan tazminat haklarının ayrıca değerlendirilmesi de gerekir. Haksız tutuklama halinde tazminat yolu ve koşulları için fazla tutukluluk nedeniyle tazminat başlıklı yazımız incelenebilir.
Tahsil Edilebilmesi İçin Aranan Şartlar
2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi, tahsilde belirli bir usul izlenmesini zorunlu kılar. Usulün aşamaları şöyledir.
Birinci aşama, bordronun düzenlenmesi. Ceza infaz kurumu idaresi, hükümlünün yiyecek giderlerine ilişkin bordro düzenler. Bordrolar kural olarak altı ayda bir hazırlanır. Mahkûmiyet süresi altı aydan kısa olanlar bakımından bordro, salıverilme tarihinden bir hafta önce düzenlenir.
İkinci aşama, tebligat. Hazırlanan bordronun hükümlüye tebliğ edilmesi gerekir. Tebligatın usulüne uygun yapılmaması başlı başına bir iptal sebebidir.
Üçüncü aşama, ödeme gücü araştırması. Borcun ödenmemesi halinde Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlünün ödeme gücünün bulunup bulunmadığını araştırmak zorundadır. Araştırma, ikametgâhın bulunduğu yerdeki belediye veya kanunda belirtilen diğer idari merciler aracılığıyla yapılır.
Dördüncü aşama, cebrî tahsil. Araştırma sonucunda ödeme gücünün bulunduğu anlaşılırsa, yetkili Cumhuriyet savcısının istemi üzerine alacak 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu dört aşamanın sırası önemlidir. Üçüncü aşama tamamlanmadan dördüncü aşamaya geçilemez. İdare mahkemesi kararlarında bu nokta istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.
Ödeme Gücü Nasıl Araştırılır?
Ödeme gücünün belirlenmesinde kişinin gelir durumu, malvarlığı, ekonomik koşulları ve borcu karşılayabilecek mali imkânları değerlendirilir.
Araştırmada dikkate alınabilecek hususlar şunlardır:
- Hükümlünün kurumda bulunması nedeniyle gelir elde edememesi.
- Adına kayıtlı taşınmaz, araç veya başka bir malvarlığının bulunmaması.
- Düzenli bir gelirinin veya sigortalı çalışmasının olmaması.
- Ekonomik açıdan borcu karşılayabilecek durumda olmaması.
- Sosyal yardım kayıtlarının bulunması.
Burada iki nokta önemlidir.
Birinci nokta. Ödeme gücünün varlığı yalnızca varsayımlara dayanılarak kabul edilemez. Hükümlünün cezaevinde bulunduğu bir dönemde gelir elde etmesi olağan değildir. Buna rağmen ödeme gücü bulunduğu sonucuna varılıyorsa, bu sonucun somut dayanağı gösterilmelidir.
İkinci nokta. Ödeme gücünün bulunmadığının tespiti de yalnızca hükümlünün beyanına dayanamaz. Kanunda öngörülen araştırma ve değerlendirme süreci işletilmelidir. İdare bu süreci yürütmekle yükümlüdür.
İdare mahkemelerinin kararlarında vurgulandığı üzere, ödeme gücü araştırması cebrî tahsilden önce yerine getirilmesi gereken temel bir hukuki güvencedir.
İaşe Bedeli Nasıl Hesaplanır? Kanun ile Uygulama Arasındaki Çelişki
Bu bölüm dilekçelerde nadiren kullanılan bir iddiayı içerir.
2548 sayılı Kanun’un 4. maddesi hesaplama yöntemini belirler. Maddeye göre yiyecek bedeli, mahkûma verildiği yıl içindeki ekmek ve gıda maddelerinin satın alma fiyatı üzerinden hesaplanır.
Kanun metni fiilî satın alma bedelini esas alır. Yani hesap, o yıl içinde gerçekten satın alınan gıda maddelerinin maliyeti üzerinden yapılmalıdır.
Uygulamada ise bordro, idarece belirlenmiş sabit bir günlük iaşe bedeli üzerinden düzenlenir. İaşe mevzuatı, günlük iaşe miktarının kalori ihtiyacı ve bütçe imkânları dikkate alınarak saptanacağını öngörür.
Burada bir yöntem farkı vardır. Kanun fiilî maliyeti, uygulama ise bütçe esaslı sabit tutarı esas alır.
Bu fark, ödeme emrine karşı açılacak davada hesap yönünden bir iptal sebebi olarak ileri sürülebilir. Talep şu şekilde kurgulanabilir:
- Bordronun hangi tutar üzerinden düzenlendiği ve bu tutarın dayanağının açıklanması.
- İlgili yıllarda kurumda fiilen satın alınan gıda maddelerinin maliyetine ilişkin kayıtların celbi.
- 2548 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki yöntemle hesaplanan tutarın tespiti.
- Aradaki farkın hesap hatası olarak değerlendirilmesi.
Güncel günlük iaşe tutarları idari olarak belirlendiği ve dönemsel olarak değiştiği için, her dosyada ilgili yıla ait tutarın kurumdan veya tahsil dairesinden teyit edilmesi gerekir. Mahkeme kararlarına yansıyan tutarlar dosyaya göre değişmektedir. Aşağıda incelenen kararlarda 3.909,00 TL, 4.182,32 TL ve 19.014,00 TL gibi farklı tutarlar yer almaktadır.
Başvuru Yolları ve Süreler
Tek bir başvuru yolu yoktur. İşlemin hangi aşamada ve hangi makamca yapıldığına göre yol değişir. Uygulamadaki kafa karışıklığı tam olarak buradan doğar.
Aşama 1: Bordro Tebliğ Edildiğinde
Yemek bedeli bordrosu tebliğ edilir. Bu aşamada ödeme gücünün bulunmadığı Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçeyle bildirilmelidir. 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca ödeme gücü araştırması yapılması talep edilir.
Dilekçeye eklenecek belgeler aşağıda ayrı bir başlıkta sayılmıştır. Bu aşamada yapılan başvuru, sonraki aşamalarda en güçlü dayanağı oluşturur.
Aşama 2: Savcılık Araştırma Yapmadan Dosyayı Gönderirse
Bu bir infaz işlemidir. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu kapsamında infaz hâkimliğine şikâyet edilebilir.
Şikâyet süresi, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün ve her halde işlemin yapıldığı tarihten itibaren otuz gündür. Süreler hak düşürücüdür.
Şikâyetin konusu şudur. İddia borcun hiç bulunmadığı değildir. İddia, kanunun emrettiği ön şart olan ödeme gücü araştırması yapılmadan tahsil aşamasına geçildiğidir.
Hükümlünün kurumda bulunduğu sırada bu başvuruları yapma ehliyeti ve usulü için hükümlülerin dava açma ehliyeti başlıklı yazımız yol gösterici olacaktır.
Aşama 3: Ödeme Emri Tebliğ Edildiğinde
Bu asıl davadır. 6183 sayılı Kanun’un 55. maddesi uyarınca tahsil dairesi ödeme emri tebliğ eder.
Aynı Kanun’un 58. maddesi, ödeme emrine karşı dava açma süresini tebliğ tarihinden itibaren on beş gün olarak belirler. Bu süre hak düşürücüdür ve uygulamada en çok kaçırılan süredir.
Ödeme emrine karşı açılan davada ileri sürülebilecek sebepler sınırlıdır. Bunlar böyle bir borcun bulunmadığı, borcun kısmen ödendiği ve borcun zamanaşımına uğradığı iddialarıdır. Ödeme gücü araştırmasının yapılmamış olması, kamu alacağının usulüne uygun doğmadığı anlamına gelir. Bu nedenle borcun bulunmadığı iddiası kapsamında değerlendirilebilir. Tokat İdare Mahkemesi kararı bu yaklaşımı benimsemiştir.
Aşama 4: Haciz İşlemi Yapıldığında
Tahsil dairesi banka hesapları üzerinde elektronik haciz uygulayabilir. Haciz işlemi de bir idari işlemdir ve hukuka uygunluk denetimine tabidir.
İstanbul 6. İdare Mahkemesinin aşağıda incelenen kararı, elektronik haciz işlemine karşı açılan davada iptal kararı vermiştir. Dolayısıyla ödeme emri süresi kaçırılmış olsa bile haciz işlemine karşı başvuru imkânı ayrıca değerlendirilmelidir.
Başvuru Yolları ve Süreler Tablosu
| İşlem | Başvuru Yolu | Süre | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Yemek bedeli bordrosunun tebliği | Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe, ödeme gücü araştırması talebi | Ödeme emri gelmeden önce, en kısa sürede | 2548 sayılı Kanun m. 2 |
| Savcılığın araştırma yapmadan dosyayı tahsile göndermesi | İnfaz hâkimliğine şikâyet | Öğrenmeden 15 gün, her halde işlemden 30 gün | 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu |
| İnfaz hâkimliği kararı | Ağır ceza mahkemesine itiraz | Tebliğden 1 hafta | 4675 sayılı Kanun |
| Ödeme emrinin tebliği | Ödeme emrinin iptali davası | Tebliğden 15 gün | 6183 sayılı Kanun m. 58 |
| Tahakkuk veya başvurunun reddine ilişkin idari işlem | İptal davası | Tebliğden 60 gün | 2577 sayılı İYUK m. 7 |
| Haciz veya elektronik haciz işlemi | İşlemin iptali davası | İşlemin niteliğine göre belirlenir | 6183 sayılı Kanun, 2577 sayılı İYUK |
| Borcun ödenememesi | Tecil ve taksitlendirme talebi | Tahsil süreci boyunca | 6183 sayılı Kanun m. 48 |
Tablodaki süreler genel kurallara dayanır. Her dosyada tebliğ tarihi, işlemin niteliği ve dayanağı ayrıca incelenmelidir.
Görevli Mahkeme Tartışması
Bu konuda kaynaklar birbiriyle çelişir. Durumu açık biçimde ortaya koymak gerekir.
Vergi mahkemesi görüşü. 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi, ödeme emrine karşı davayı vergi mahkemesinde öngörür. 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesinin b bendi de 6183 sayılı Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaları vergi mahkemesinin görevine bırakır. Lafzî yorum bu sonuca götürür.
İdare mahkemesi görüşü. 2576 sayılı Kanun’un 6/b bendi, 6183 sayılı Kanun’a ilişkin davaları aynı maddenin a bendindeki vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlerle bağlantılı olduğu ölçüde vergi mahkemesine verir. Cezaevi yiyecek bedeli ise bir vergi, resim veya harç değildir. Hizmet karşılığı doğan bir kamu alacağıdır. Bu nedenle genel görevli idare mahkemesinin görevli olduğu da savunulur.
Uygulamada idare mahkemeleri bu uyuşmazlıkların esasına girip iptal kararları vermiştir. Aşağıda incelenen beş karar da idare mahkemelerine aittir.
Pratik yönlendirme. Görev konusunda tereddüt bulunduğundan, dava açılırken iki önlem birlikte alınmalıdır:
- İşlemin niteliği ve dayanağı dilekçede açıkça belirtilmelidir.
- Görevsizlik kararı verilmesi halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir.
Ayrıca iki süreyi karıştırmamak gerekir. Ödeme emrine karşı süre on beş gün, tahakkuk veya başvurunun reddine ilişkin idari işleme karşı süre altmış gündür.
Ödeme Emrinin İptali Sebepleri
Dava dilekçesinde ileri sürülebilecek iptal sebepleri şunlardır:
- Ödeme gücü araştırmasının hiç yapılmaması. En güçlü sebeptir. İncelenen kararların tamamının dayanağıdır.
- Araştırmanın talep edilmiş olmasına rağmen tamamlanmaması. Bolu ve Ankara 16. İdare Mahkemesi kararları bu durumu ayrıca iptal sebebi saymıştır.
- Kişinin tutuklu olarak kalmış olması. 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi mahkûmlara ilişkindir.
- Beraat veya benzeri karar bulunması. Mahkûmiyet doğmadığı için borç da doğmaz.
- İşyurdunda çalıştırılmış olmak. Kanunda açık istisnadır.
- Zamanaşımı. Mahkûmiyetin bitişinden itibaren beş yıl geçmiş olması.
- Bordronun usulüne uygun tebliğ edilmemesi.
- Hesap yönteminin 2548 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılığı.
- Ödeme emrinin 6183 sayılı Kanun’un 55. maddesindeki unsurları taşımaması.
- Borcun kısmen veya tamamen ödenmiş olması.
Dilekçede ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. Ekonomik durum elverişsizse adli yardım talebi de dilekçeye eklenebilir.
Zamanaşımı: Beş Yıllık Süre
2548 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, yiyecek bedellerinden doğan alacakların mahkûmiyetin sona erdiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir.
Bu süre kritik bir savunma aracıdır. Borçlar çoğu zaman tahliyeden yıllar sonra tahsil edilmeye çalışılır. Bu nedenle şu tespitler yapılmalıdır:
- Mahkûmiyetin sona erdiği tarih, yani tahliye tarihi.
- Ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih.
- İki tarih arasında zamanaşımına etki eden bir işlem yapılıp yapılmadığı.
Zamanaşımına uğramış bir alacak için düzenlenen ödeme emrine karşı da kanuni başvuru yollarına gidilebilir. Zamanaşımı, ödeme emrine karşı açılan davada ileri sürülebilecek sebeplerden biridir.
Borç Ödenmezse Ne Olur?
Cezaevi yemek borcu bir adli para cezası değildir. Kamu alacağı niteliğindedir. Bu ayrım yaptırımlar bakımından belirleyicidir.
Kanuni şartları taşıyan ve süresinde ödenmeyen borçlar bakımından 6183 sayılı Kanun çerçevesinde cebrî tahsil işlemleri uygulanabilir. Bu kapsamda şu işlemler gündeme gelir:
- Banka hesapları üzerinde haciz ve elektronik haciz.
- Taşınır ve taşınmaz mallar ile diğer malvarlığı hakları üzerinde haciz.
- Koşullar oluştuğunda gecikme zammı uygulanması.
Buna karşılık iki noktanın açıkça belirtilmesi gerekir.
Birinci nokta. Borcun ödenmemesi, tek başına yeni bir hapis cezası verilmesini gerektirmez. 6183 sayılı Kanun’da düzenlenen ve mal bildiriminde bulunmayan borçluya ilişkin tazyik hükümleri ise ayrı bir hukuki konudur. Bu hüküm bir ceza değil, mal bildiriminde bulunmaya zorlayan bir tedbirdir.
İkinci nokta. İaşe bedelinin ödenmemesi, tek başına denetimli serbestlik yükümlülüğünün ihlali anlamına gelmez. Borç infaz rejimiyle doğrudan ilgili değildir.
Borcun ödenmesinde güçlük bulunuyorsa, 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamında tecil ve taksitlendirme talep edilebilir. Bu talep, dava açma hakkından vazgeçme anlamına gelmez. Ancak dava süresi işlemeye devam ettiğinden iki yol birlikte planlanmalıdır.
Cezaevi Yemek Borcunun İptaline İlişkin İdare Mahkemesi Kararları
İdare mahkemeleri bu uyuşmazlıklarda özellikle hükümlünün ödeme gücünün araştırılıp araştırılmadığı üzerinde durmaktadır. Aşağıdaki beş karar bu yaklaşımı ortaya koymaktadır.
Ankara 14. İdare Mahkemesi, 2024/1112 E., 2024/2229 K.
Uyuşmazlıkta hükümlüden talep edilen cezaevi yemek bedelleri ile daha önce ödenen bedellerin iadesine ilişkin başvuruların reddi dava konusu edilmiştir.
Ankara 14. İdare Mahkemesi, 2024/1112 E., 2024/2229 K.
Mahkeme, 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca hükümlünün ödeme gücünün araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda, ödeme gücü bulunmayan hükümlülerden yiyecek bedeli tahsil edilemeyeceği belirtilerek davacının ödeme gücü araştırılmadan tahsil işlemlerine başvurulmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Avukat değerlendirmesi: Karar iki talebi birlikte ele almıştır. Birincisi talep edilen bedellerin iptali, ikincisi daha önce ödenmiş bedellerin iadesidir. Bu ikinci talep uygulamada çoğu zaman atlanır. Oysa ödeme gücü araştırılmadan tahsil edilmiş bir bedel, hukuka aykırı bir tahsilattır. Bu nedenle dava dilekçesinde yalnızca ödeme emrinin iptali değil, ödenmiş tutarların yasal faiziyle iadesi de talep edilmelidir.
Tokat İdare Mahkemesi, 2020/228 E., 2021/706 K.
Mahkeme, yiyecek bedelinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine ilişkin uyuşmazlıkta ödeme gücü araştırmasının hukuki niteliğine dikkat çekmiştir.
Tokat İdare Mahkemesi, 2020/228 E., 2021/706 K.
Mahkeme, hükümlünün borcu ödemeye muktedir olup olmadığının araştırılmasını, kamu alacağının usulüne uygun biçimde tahakkuku bakımından gerekli bir aşama olarak değerlendirmiştir. Kararda, ödeme gücü araştırması yapılmadan kamu alacağının usulüne uygun olarak doğmadığı ve bu durumun ödeme emrine karşı ileri sürülebilecek borcum yoktur itirazı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak ödeme emrinde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığına karar verilmiştir.
Avukat değerlendirmesi: Bu karar usul bakımından kilit öneme sahiptir. Ödeme emrine karşı açılan davada ileri sürülebilecek sebepler sınırlıdır. Mahkeme, ödeme gücü araştırmasının yapılmamasını borcun hiç doğmaması olarak nitelemiş ve böylece iddiayı kabul edilebilir sebepler arasına yerleştirmiştir. Dilekçede iddianın bu şekilde kurgulanması, davanın sebep yönünden reddedilmesini önler.
İstanbul 6. İdare Mahkemesi, 2025/993 E., 2025/1820 K.
Uyuşmazlıkta İzmir 1 No’lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacı hakkında tahakkuk ettirilen 4.182,32 TL tutarındaki yiyecek ve iaşe bedeline ilişkin elektronik haciz işlemi dava konusu edilmiştir.
İstanbul 6. İdare Mahkemesi, 2025/993 E., 2025/1820 K.
Mahkeme, hükümlünün cezaevinde bulunduğu sürede yiyecek bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmakla birlikte ödeme gücü bulunmaması halinde bu bedelin tahsil edilemeyeceğini belirtmiştir. Davacının ödeme gücünün ilgili idarelerce araştırılmadığını tespit eden mahkeme, yiyecek ve iaşe bedelinin tahsiline yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Avukat değerlendirmesi: Kararın ayırt edici yönü dava konusu işlemdir. Burada iptali istenen şey ödeme emri değil, elektronik haciz işlemidir. Bu önemli bir imkân sunar. Ödeme emrine karşı on beş günlük süre kaçırılmış olsa bile, sonradan uygulanan haciz işlemi ayrı bir idari işlemdir ve kendisine karşı dava açılabilir. Dosyası kapandığını düşünen kişiler için bu yol değerlendirilmelidir.
Bolu İdare Mahkemesi, 2024/1582 E., 2025/88 K.
Uyuşmazlıkta Kocaeli 1 No’lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlü hakkında toplam 3.909,00 TL tutarında yiyecek ve iaşe bedeli tahakkuk ettirilmiş ve borcun tahsili amacıyla ödeme emirleri düzenlenmiştir.
Bolu İdare Mahkemesi, 2024/1582 E., 2025/88 K.
Mahkeme, hükümlünün malvarlığına ilişkin araştırma yapılmasının talep edildiğini ancak ödeme gücünün bulunup bulunmadığı konusunda gerekli inceleme ve değerlendirmenin tamamlanmadığını tespit etmiştir. Ayrıca UYAP üzerinden yapılan incelemede davacı adına kayıtlı herhangi bir malvarlığına rastlanılmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, ödeme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında yetkili Cumhuriyet savcılığı tarafından gerekli değerlendirmenin yapılması gerektiğini vurgulamış ve bu değerlendirme tamamlanmadan düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Avukat değerlendirmesi: Kararın ayırt edici yönü, yalnızca araştırmanın talep edilmesini yeterli görmemesidir. İdare sıklıkla savcılıktan araştırma istendiğini belgeleyerek usulü tamamladığını savunur. Mahkeme bu savunmayı kabul etmemiştir. Kanun araştırmanın yapılmasını ve sonucuna göre bir değerlendirme ortaya konulmasını arar. Dilekçede bu ayrımın açıkça kurulması gerekir.
Ankara 16. İdare Mahkemesi, 2025/1679 E., 2026/304 K.
Uyuşmazlıkta Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlü hakkında düzenlenen 15.10.2025 tarihli ve 19.014,00 TL tutarındaki ödeme emrinin iptali talep edilmiştir.
Ankara 16. İdare Mahkemesi, 2025/1679 E., 2026/304 K.
Mahkeme, ceza infaz kurumu tarafından yiyecek bedeline ilişkin bordro düzenlendiğini ve ödeme yapılmaması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığından gerekli araştırmanın yapılmasının istendiğini tespit etmiştir. Ancak davacının iaşe borcunu ödemeye muktedir olup olmadığı konusunda malvarlığı araştırması yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkeme, 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereğince ödeme gücü araştırması yapılmadan hükümlüye ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Avukat değerlendirmesi: Karar, incelediğimiz en güncel karardır ve tutar bakımından da dikkat çekicidir. 19.014,00 TL, uzun süre kurumda kalan bir hükümlü için ortaya çıkan tipik bir tutardır. Karar, araştırmanın yapılmasının istenmiş olmasının tek başına yeterli olmadığını, araştırmanın fiilen gerçekleştirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. İdari pratiğin yerleşik bir hatası bulunduğu ve mahkemelerin bunu düzeltmeye devam ettiği görülmektedir.
Kararların Ortak Hukuki Değerlendirmesi
İncelenen kararlarda ortak olarak benimsenen yaklaşım şudur. Cezaevi iaşe bedelinin tahsili, yalnızca hükümlü adına borç tahakkuk ettirilmesine dayanamaz.
2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca ödeme gücü bulunmayan hükümlülerden yiyecek bedeli alınamaz. Bu nedenle cebrî tahsil sürecinden önce hükümlünün ekonomik durumunun araştırılması ve ödeme gücüne ilişkin değerlendirmenin yapılması zorunludur.
Kararlar birlikte değerlendirildiğinde dört sonuç ortaya çıkar:
- Ödeme gücü araştırması şekli bir işlem değildir, zorunlu bir kanuni güvencedir.
- Araştırmanın istenmiş olması yeterli değildir, fiilen yapılması ve değerlendirilmesi gerekir.
- Ödeme emri dışında haciz işlemleri de hukuka uygunluk denetimine tabidir.
- Hukuka aykırı tahsil edilmiş bedellerin iadesi de talep edilebilir.
Toplanması Gereken Belgeler
Ödeme gücünün bulunmadığını ortaya koymak için şu belgeler toplanmalıdır:
- SGK tescil ve hizmet dökümü, sigortalı çalışma bulunmadığını gösteren kayıt.
- Tapu kaydı bulunmadığına ilişkin belge.
- Araç kaydı bulunmadığına ilişkin belge.
- Vergi mükellefiyeti bulunmadığına dair kayıt.
- Muhtarlıktan alınacak fakirlik veya muhtaçlık belgesi.
- Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı yardım kayıtları.
- Banka hesap özetleri.
- Varsa işyurdunda çalıştığını gösteren kurum kayıtları.
Ayrıca uyuşmazlığın esasına ilişkin şu belgeler de dosyaya eklenmelidir:
- Yemek bedeli bordrosu ve tebliğ belgesi.
- Ödeme emri ve tebliğ tarihini gösteren belge.
- Kurumda kalınan dönemi gösteren müddetname veya kurum yazısı.
- Tutukluluk ve hükümlülük dönemlerini ayıran kararlar.
- Varsa beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya düşme kararı.
- Tahliye tarihini gösteren belge, zamanaşımı hesabı için.
Sıkça Sorulan Sorular
Cezaevi yemek borcu nedir?
Hükümlülerin kurumda bulundukları süre boyunca kendilerine sağlanan beslenme hizmetinin karşılığı olarak hesaplanan bedeldir. İaşe bedeli olarak da adlandırılır. Uygulamada aşe bedeli yazımına da rastlanır, doğru yazımı iaşe bedelidir.
Cezaevinde yemekler ücretsiz mi?
Devlet, 5275 sayılı Kanun’un 72. maddesi uyarınca hükümlüyü kalori esasına göre beslemekle yükümlüdür. Ancak 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi, mahkûmların yiyecek bedelini ödemekle yükümlü olduğunu düzenlemiştir. Ödeme gücü bulunmayanlar ve işyurdunda çalıştırılanlar bu yükümlülükten istisnadır.
Yemek borcu bordrosu ne zaman düzenlenir?
Bordrolar kural olarak altı ayda bir hazırlanır. Mahkûmiyet süresi altı aydan kısa olanlar bakımından salıverilme tarihinden bir hafta önce düzenlenir. Bordronun hükümlüye tebliğ edilmesi gerekir.
Cezaevi yemek borcu nasıl silinir?
Borç idari bir işlemle kendiliğinden silinmez. Kanuni istisnalardan birinin bulunması veya usul eksikliği halinde ilgili işlemin iptali talep edilir. Ödeme gücü araştırmasının yapılmaması, tutukluluk statüsü, işyurdunda çalışma ve zamanaşımı en sık kullanılan sebeplerdir.
Ödeme emrinin iptali davasını kazanırsam borç tamamen ortadan kalkar mı?
Her durumda kalkmaz. Ödeme emrinin usul eksikliği nedeniyle iptal edilmesi, idarenin kanuni şartları tamamlayarak yeniden işlem tesis etmesi ihtimalinden ayrı değerlendirilmelidir. Bu nedenle dilekçede yalnızca usul eksikliğine değil, varsa esasa ilişkin sebeplere de dayanılması önemlidir.
Daha önce ödediğim yemek bedelini geri alabilir miyim?
Ödeme gücü araştırılmadan tahsil edilen bedeller bakımından iade talep edilebilir. Ankara 14. İdare Mahkemesinin 2024/1112 E. sayılı kararında ödenen bedellerin iadesi talebi de dava konusu edilmiştir. Talebin süresi ve usulü somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Yemek borcu için hapis cezası verilir mi?
Borcun ödenmemesi tek başına hapis cezası gerektirmez. 6183 sayılı Kanun’da mal bildiriminde bulunmayan borçluya ilişkin tazyik hükümleri bulunur. Bu bir ceza değil, mal bildiriminde bulunmaya zorlayan bir tedbirdir.
Yemek borcu koşullu salıverilmeye engel olur mu?
Engel olmaz. İaşe bedeli bir kamu alacağıdır. Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik şartları 5275 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir ve bu borçla ilgili değildir.
Hükümlü kurumda iken dava nasıl açılır?
Dava vekil aracılığıyla açılıp takip edilebilir. Vekâletname düzenlenmesi için kurum aracılığıyla gerekli işlemler yapılabilir. Sürelerin kısa olması nedeniyle ödeme emrinin tebliğinden hemen sonra harekete geçilmesi gerekir.
Dava açarken harç ödeyemeyecek durumdaysam ne yapabilirim?
Yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda olan kişiler adli yardım talebinde bulunabilir. Talep dava dilekçesiyle birlikte sunulur ve ekonomik durumu gösteren belgelerle desteklenir.
Sonuç
Cezaevi yemek borcu, 2548 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen ve belirli şartların gerçekleşmesi halinde tahsil edilebilen bir kamu alacağıdır. Hükümlünün cezaevinde bulunmuş olması, bu bedelin her durumda ve koşulsuz tahsil edilebileceği anlamına gelmez.
Kanun iki grubu açıkça istisna tutmuştur. Ödeme gücü bulunmayan hükümlüler ile işyurtlarında çalıştırılan hükümlülerden yiyecek bedeli alınmaz. Maddedeki yükümlülük mahkûmlara ilişkin olduğundan tutukluluk dönemi bakımından da ayrı değerlendirme yapılmalıdır.
İdare mahkemesi kararları tek bir noktada birleşmektedir. Ödeme gücü araştırması, cebrî tahsilden önce yerine getirilmesi gereken zorunlu bir kanuni güvencedir. Araştırmanın yapılmasının istenmiş olması yeterli değildir, fiilen yapılması ve sonucuna göre bir değerlendirme ortaya konulması gerekir.
Ödeme emri tebliğ edilen kişilerin beş hususu birlikte değerlendirmesi önemlidir. Borcun dayanağı, tahakkuk ve tebligat işlemleri, ödeme gücü araştırmasının yapılıp yapılmadığı, kanuni istisnalar ve zamanaşımı süresi.
Süreler kısadır. Ödeme emrine karşı dava açma süresi on beş gün, infaz hâkimliğine şikâyet süresi on beş gündür. Bu nedenle tebliğ tarihinden hemen sonra harekete geçilmesi gerekir.
Avukata Sor
Cezaevi yemek borcu nedeniyle ödeme emri veya haciz bildirimi aldıysanız, süreler on beş günle sınırlıdır. Bordronun hangi dönemleri kapsadığı, ödeme gücü araştırmasının yapılıp yapılmadığı ve zamanaşımı birlikte incelenmelidir. Dosyanızın değerlendirilmesi için büromuza başvurabilirsiniz.
Uyarı: Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenmektedir.
Diğer çalışma alanlarımız için Ankara Avukat sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Av. Fatih Gökçe Kimdir?
Mesleğini Ankara Barosu’na bağlı olarak sürdüren Avukat Fatih Gökçe, Ankara Barosu bünyesindeki Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Komisyonu ve İnsan Hakları Merkezi gibi çeşitli kurul, merkez ve komisyonlarda aktif görevler üstlenmektedir. Bu görevlerin yanı sıra, demokratik kitle örgütleri nezdinde insan hakları, adalet ve özgürlük temelli çalışmalar yürütmekte; ayrıca çalışma alanlarına ilişkin akademik nitelikte araştırma ve yayın faaliyetleri de gerçekleştirmektedir.
Meslek yaşamı boyunca, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde hukuki uyuşmazlıkları bulunan kişilere hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmuştur. Her bir müvekkilinin hakkını, onurunu ve hukuki menfaatini adil yargılanma ve savunma hakkı ilkesi çerçevesinde korumayı temel mesleki değeri olarak benimsemektedir.
Savunma mesleğini yalnızca bir iş olarak değil, adaletin tesisine katkı sunan bir toplumsal sorumluluk olarak görmekte; müvekkillerinin haklarını kararlılıkla ve adalete erişim hakkı ilkesi doğrultusunda savunmaktadır.
Bu yazı için önerilen SEO başlık ve açıklama örneği
Title: Cezaevi Yemek Borcu (İaşe Bedeli) Nedir? İtiraz ve İptal – 2026
Description: Cezaevi yemek borcu kimlerden alınmaz? 2548 sayılı Kanun, ödeme emrine 15 gün içinde itiraz, iptal davası ve kararlar.
